MERSİN – Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Uzmanı İsmail Cingöz, Akkuyu NGS’nin birinci güç ünitesinde yakıt yükleme ve devreye alma aşamasına geçmeye ve COP31’e ev sahipliği yapmaya hazırlanan Türkiye için nükleer enerjinin önemine dikkat çekti. Cingöz, Antalya’nın nükleer enerjinin düşük karbonlu kalkınmadaki rolünün tartışılacağı önemli bir merkez haline geleceğini belirtti.
Nükleer enerjinin COP süreçlerinde son yıllarda daha görünür hale geldiğini ifade eden Cingöz, COP28 sırasında 20’den fazla ülkenin küresel nükleer enerji kapasitesini 2050 yılına kadar üç katına çıkarma kararı aldığını hatırlattı. Rosatom’un COP31 kapsamında düzenleyeceği ‘Atomic Days’ etkinliklerinin de bilim dünyası ile iş çevrelerini buluşturacağını kaydetti.
Türkiye’nin enerji ithalatına bağımlılığının nükleer enerjiyi stratejik bir unsur haline getirdiğini vurgulayan Cingöz, Akkuyu NGS’nin 4 bin 800 megavat kurulu güçle Türkiye’nin elektrik ihtiyacının yaklaşık onda birini karşılayacağını ifade etti. Cingöz, Akkuyu’dan edinilecek tecrübenin Sinop ve Trakya projelerine aktarılmasıyla Türkiye’nin bölgesel ölçekte bilgi ve sanayi kapasitesi oluşturan bir aktöre dönüşebileceğini belirtti.
TÜRKİYE’NİN GELECEKTE YENİ NÜKLEER SANTRALLERE İHTİYACI VAR
Türkiye Enerji Stratejileri ve Politikaları Araştırma Merkezi (TESPAM) Başkanı Oğuzhan Akyener de artan elektrik talebi ve kesintisiz üretim ihtiyacına dikkat çekti. Küresel enerji talebinin artarken elektrik talebinin çok daha hızlı yükseldiğini belirten Akyener, yenilenebilir enerjinin kesintili yapısını dengelemek için nükleer enerjinin baz yük santralleri olarak kritik rol oynadığını kaydetti.
Akyener, TESPAM’ın uzun vadeli projeksiyonlarına göre Türkiye’nin Akkuyu NGS tamamlandıktan sonra benzer 9 santrale daha ihtiyaç duyduğunu, bu sistemin modüler ve mikro ölçekli santrallerle pekiştirilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.
