İSTANBUL – İTÜ ve Hacettepe Üniversitesi’nden uzman akademisyenler, nükleer enerjinin yalnızca elektrik üretim teknolojisi olmadığını, ülkelerin enerji arz güvenliğine, sanayileşmesine, teknolojik gelişimine ve nitelikli insan kaynağı yetiştirilmesine doğrudan katkı sağladığını vurguladı.
İTÜ Enerji Enstitüsü Nükleer Araştırmalar Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Üner Çolak, Akkuyu Nükleer Güç Santrali (NGS) ile Türkiye’nin karbon salımının sınırlandırılması ve enerjide dışa bağımlılığın azaltılması yolunda kritik bir adım atıldığını belirtti. Türkiye’nin uzun dönemli enerji politikalarında önümüzdeki 25 yılda toplam nükleer kapasitenin 20.000 MW elektrik gücüne ulaşmasının hedeflendiğini hatırlatan Çolak, tamamı 1200 MW elektrik gücünde dört üniteden oluşacak Akkuyu NGS’nin devreye girmesiyle ülkedeki elektriğin yüzde 10’luk kısmının nükleer kaynaklardan karşılanacağını ifade etti. Çolak, “Nükleer sanayinin oluşması çapraz etki yaratıyor” diyerek projenin nitelikli istihdam ve yerli sanayinin malzeme üretme yetkinliğini artıracağını kaydetti.
Hacettepe Üniversitesi Nükleer Enerji Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Şule Ergün ise nükleer santrallerin dünyadaki örneklerine dikkat çekerek Fransa, Kanada ve Rusya’daki ekonomik ve çevresel etkileri paylaştı. Ergün, Akkuyu NGS projesinde yaklaşık bin Türk şirketinin yer alarak uluslararası nükleer kalite standartlarına uyum sağladığını ve bu yetkinliğin savunma sanayiinden havacılığa kadar tüm üretim hatlarına taşındığını belirtti. Projenin Mersin bölgesinde yeni bir kalkınma dinamiti oluşturduğunu ve Silifke’de Nükleer Enerji Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nin kurulmasıyla eğitim alanında da somut adımlar atıldığını ifade eden Ergün, Türkiye’nin uluslararası nükleer camianın kalıcı bir parçası haline geldiğini sözlerine ekledi.
