ANKARA / TEKHA
Türkiye’nin ilk defa ev sahipliği üstleneceği ve Birleşmiş Milletler üyesi ülkeleri iklim eylemi gündemiyle buluşturacak küresel iklim zirvesi COP31 öncesinde hazırlanan “The Yörüks (Yörükler)” belgeseli kamuoyuna sunuldu. COP31 Başkanı ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, çalışmayı sosyal medya hesapları üzerinden paylaştı. Bakan Kurum paylaşımında, “Mutluluk neredeyse ev orasıdır. Yörüklerin dünyasında ev, dört duvardan ibaret değildir; gökyüzünün altı, yıldızların hizası, ormanın kucağıdır. Torosların zirvesindeki bu yaşam, COP31 yolunda en yalın gerçeği bir kez daha hatırlatıyor: Ortak evimiz dünya…” ifadelerini kullandı.
Zirveye ev sahipliği yapacak Antalya’da Toros Dağları’nın yüksek kesimlerinde varlığını sürdüren Sarıkeçili Yörüklerinin yaşamı uluslararası alana taşındı. COP31 Başkanlığı resmi hesaplarından yayımlanan yapım, insanın tabiatla kurduğu derin bağı, köklü geçmişi ve karşılıklı uyumu Yörük ailelerinin günlük kesitleriyle aktarıyor.
Toroslar’dan Balkanlar’a Uzanan Kırk Beş Günlük Yolculuk
Orta Asya coğrafyasından Balkanlar’a uzanan göç rotasını temel alan belgesel, 45 gün süren saha çekimleriyle tamamlandı. Yapımda altı çocuk annesi bir Yörük kadınının dile getirdiği “Yörük olunmaz Yörük doğulur” sözü, tabiatla iç içe gelişen hayat felsefesini özetliyor. Doğal çevre şartlarına tam uyumla yaşayan topluluk için dağ, su, orman ve keçiler gündelik hayatın ötesinde ortak yaşam alanını simgeliyor.
Doğayla İç İçe Sürdürülen Mücadele
Kuş Ali ve ailesinin hikayesine de yer verilen yapımın dikkat çeken bölümlerinden birinde, sarp kayalıklarda bir mağarada yaşayan Nazım ile ailesinin yaşantısı ekrana geliyor. Yaralanan yavru keçisi Sabiş’i dik yamaçta bularak başının üstünde güvenli alana taşıyan Nazım’ın eşi, verdikleri hayat mücadelesini şu sözlerle aktarıyor:
“Zor da olsa bize zor gelmiyor. Yaşam şartları bu diyoruz. Yaşamaya uğraşıyoruz.“
Makedonya’daki Yörük Mirası
Yapımın son bölümünde ise Kuzey Makedonya’ya yerleşen Yörük ailelerin izi sürülüyor. Tarımsal üretimle geçimini sağlayan Hasan ve ailesi, Türkçeleri ve gelenekleriyle göç serüvenlerini paylaşıyor. Çiftçi Hasan, doğaya bağlı üretim sürecini “Güneşi bekleyiş, suyu bekleyiş ve hasadı bekleyiş” ifadeleriyle aktarıyor.
