Prof. Dr. Emin Murat Akbaş
Yalova Üniversitesi Tıp Fakültesi
İç Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi
İnsanlık tarihi, toplumların yaşam dokusunu kökten değiştiren sessiz dönüm noktalarıyla doludur. Bunların en sarsıcı olanlarından biri, 18. ve 19. yüzyıllarda dünyayı geri dönülmez bir biçimde dönüştüren Sanayi Devrimi’ydi. Fabrikalardan yükselen dumanlar ve üretimin getirdiği zenginlik, madalyonun sadece bir yüzünü simgeliyordu. Gölgede kalan diğer yüzde ise hüzünlü, sağlıksız bir süreç yaşanıyordu: İnsanoğlu, doğanın kadim bir parçası olan güneşle arasındaki o kopmaz bağı yavaş yavaş kaybediyordu.
Manchester ve Londra gibi dönemin sanayi merkezlerinin üzerine çöken koyu kömür dumanı, tarlalarından kopup fabrikaların loş tezgâhlarına sığınan kitleler ile güneş arasındaki mesafeyi daha da artırdı. Charles Dickens’ın romanlarında içimize dokunan o soluk benizli, çelimsiz çocuk işçiler sadece birer edebiyat figürü değildi. Onlar, güneşe hasret kaldığı için kemikleri sağlığını kaybeden (raşitizm), gelişimi sekteye uğrayan bir kuşağın sessiz tanıklarıydı. İnsanoğlu, doğanın bu ücretsiz şifa kaynağını duvarların arkasında bırakmanın bedelini ne yazık ki çocuklarının sağlığıyla ödüyordu.
Dün Fabrikalar Vardı, Bugün Plazalar…
O günlerden bu yana iki asır geçti. Artık o karanlık, isli atölyeler yok; onların yerini göğe uzanan cam kuleler, pırıl pırıl aydınlatılmış akıllı ofisler aldı. Ancak bir hekim gözüyle baktığımda, hikâyenin özünün pek değişmediğini görüyorum.
Eskiden insanları içeriye hapsedip güneş ışığından yoksun bırakan şey yoksulluktu; bugünse modern hayatın konforu. Sabah gün doğmadan kapalı otoparklara giriyor, gün boyu yapay ışıklar altında çalışıyor ve akşam yine kapalı mekânlara dönüyoruz. Yani tarladaki atalarımızın aksine bizler de güneşe oldukça mesafeliyiz.
Oysa D vitamini, sandığımız gibi sadece kemiklerimizi koruyan basit bir vitamin değildir. Bedenimizin neredeyse her köşesiyle konuşan, oradaki düzeni sağlayan gizli bir orkestra şefi gibidir.
Bedenimiz Güneşsiz Kalınca Ne Oluyor?
Sessiz Tehlike: Raşitizm
D vitaminsiz kalan kemikler yeterince güçlenemez. Çocuklarda kemik eğrilikleri, kas güçsüzlükleri ve geç diş çıkarma gözlenebilir.
Cildimiz güneşle yeterince buluşamadığında, sadece kemik sağlığımız etkilenmez; genel sağlığımız da olumsuz etkilenebilir.
İnsülin Direnci Derinleşebilir
D vitamini eksikliği, vücudun şekeri kullanma yeteneğini zayıflatır. Ne kadar dikkatli beslenirsek beslenelim, güneşi görmeyen bir bedende insülin direnci daha kolay gelişebilir ve kilo kontrolü zorlaşabilir.
Bağışıklık Sistemi Zayıflayabilir
Bağışıklık sistemimizin düzgün çalışabilmesi için D vitaminine ihtiyacı vardır. Seviye düştükçe, vücudun enfeksiyonlara karşı savunma gücü de azalabilir.
Kronik Yorgunluk ve İsteksizlik Baş Gösterebilir
Güneş ışığı, beynimizdeki duygu durumunu düzenleyen yapıyı doğrudan destekler. Günümüzde sıkça karşılaştığımız o sebebi bulunamayan bitkinlik ve isteksizlik hali, çoğu zaman bu eksikliğin bir sonucu olabilir.
Yeniden Güneşe Dönmek İçin Küçük Adımlar
Doğanın ritmine karşı durmak bedenimizi yorar. Ancak bu gidişatı değiştirmek için hayatımızı baştan aşağı yenilememize gerek yok. Küçük adımlar da çok şeyi değiştirebilir.
Gün Ortasında Kısa Bir Mola
Öğle saatlerinde, güneşin en dik olduğu zaman diliminde kendinize 15-20 dakikalık bir açık hava molası verin. Kollarınızı ve yüzünüzü doğrudan güneşle buluşturmak bedeninize iyi gelecektir.
Camın Arkası Neden İşe Yaramaz?
Pencereler ve araba camları, vücudumuzun D vitamini üretmesini sağlayan o şifalı ultraviyole ışınlarını süzer, içeriye geçirmez. Bu yüzden camın arkasında güneşlenmek cildimize fayda sağlamaz; doğrudan açık havaya çıkmak şarttır.
Bir Hekim Rehberliği
Yoğun temponuz yüzünden güneşe çıkamıyorsanız, rastgele takviyeler almak yerine bir hekime danışıp kan değerlerinize baktırmak ve ihtiyacınız olan desteği doğru dozda almak en güvenli yoldur.
Kendinizi beton binaların ve ekranların arasına hapsetmeyin. Bugün bir vakit ayırıp gökyüzüne bakın ve bedeninizi güneşin o şifalı sıcaklığıyla yeniden buluşturun.
Unutmayalım ki modern hayat bize birçok kolaylık sundu; ancak sağlığımızı koruyabilmek için doğayla bağımızı koparmamamız gerekiyor. Güneş, milyonlarca yıldır insan yaşamının ayrılmaz bir parçasıdır. Onun ışığından bilinçli ve dengeli şekilde yararlanmak, sağlıklı bir yaşamın en doğal anahtarlarından biridir.
Ruhunuzun aydınlandığı, bedeninizin tazelendiği, bol güneşli, sağlıklı ve huzurlu günler dilerim.

YORUMLAR