Bu millet, tarih boyunca nice acılar yaşamış, nice evlatlarını vatan uğruna toprağa vermiştir. Ancak her kaybın ardından bir diriliş, her gözyaşının ardından bir anlam doğmuştur. Çünkü bu topraklarda şehadet sadece bir kayıp değil; aynı zamanda bir şeref, bir izzet ve bir emanettir.
Yalova’da 29 Aralık 2025 tarihinde yaşanan o acı günün ardından, yüreklere düşen ateş henüz sönmemişken, bir annenin, bir eşin ve bir ailenin ortaya koyduğu duruş; bu milletin nasıl bir mayadan yoğrulduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.
Şehit Turgut Külünk…
Bir isimden öte, bir dava adamı, bir vatan evladı, bir yiğit…
Ve ardında bıraktığı en büyük miras: onurlu bir duruş, temiz bir isim ve asil bir aile…
Şehidimizin kıymetli eşi Dilek Külünk’ün yaptığı bağış, sıradan bir hayır işi değildir. Bu; acının, sabrın, imanın ve teslimiyetin yoğrularak hayra dönüşmüş en saf hâlidir. Kendilerine bağış olarak verilen bir evi, hiçbir tereddüt göstermeden Kur’an kursu olarak kullanılmak üzere Türkiye Diyanet Vakfı’na bağışlamak… İşte bu, ancak yüreğinde iman taşıyan, dünyaya değil ahirete bakan insanların gösterebileceği bir asalettir.
Bugün birçok insan elindekini çoğaltmanın, sahip olduklarını korumanın, daha fazlasını elde etmenin peşinde koşarken; bir şehit ailesinin “bizim için değil, milletimiz için” diyerek elindekini hayra dönüştürmesi, aslında bize çok şey anlatmaktadır. Bu davranış; gözü tokluğun, teslimiyetin ve gerçek zenginliğin ne olduğunu haykırmaktadır.
Dilek Külünk’ün sözleri ise bu asil duruşun en net ifadesidir:
“Şehidimizin hatırasını yaşatmak istiyoruz…”
Bu cümle, sadece bir temenni değil; aynı zamanda bir sorumluluk, bir bilinç ve bir inançtır. Çünkü şehitler unutulduklarında değil, hatıraları yaşatıldıkça ölmezler. Ve bugün bu bağış sayesinde, Turgut Külünk’ün adı sadece bir mezar taşında değil; ilim öğrenen her çocuğun duasında, Kur’an okuyan her gencin yüreğinde yaşamaya devam edecektir.
Bu yapılan hayır, aynı zamanda çok önemli bir mesajı da içinde barındırmaktadır:
Din, doğru öğrenilmelidir.
İnanç, doğru kaynaklardan beslenmelidir.
Ve toplum, kirli ideolojilerin değil; hakikatin ışığında yürümelidir.
İşte bu bağış, tam da bunun için yapılmıştır.
Bugün dünya, bilgi kirliliğinin en yoğun yaşandığı dönemlerden birini yaşıyor. Özellikle din gibi hassas bir konuda yanlış yönlendirmeler, genç zihinleri zehirleyebiliyor. Ancak devletin resmi kurumları aracılığıyla verilen doğru ve güvenilir dini eğitim; bu karanlığı aydınlatacak en güçlü ışıktır.
Şehit ailesinin bu hassasiyeti, sadece bir bağış değil; aynı zamanda bir bilinç hareketidir. “Doğru bilgiye ulaşın” çağrısıdır. Ve bu çağrı, aslında hepimize yöneliktir.
Ama bu hikâyenin en derin tarafı, hiç şüphesiz bir annenin, bir eşin yüreğinde saklıdır…
Eşini toprağa vermiş bir kadının, acısını içine gömüp, o acıyı bir hayra dönüştürmesi…
Bu, kelimelerle anlatılabilecek bir şey değildir.
Bu; sabrın en yüksek mertebesidir.
Bu; imanın en güçlü tezahürüdür.
Bu; asaletin, vakarının ve teslimiyetin zirvesidir.
Çünkü herkes kaybeder, herkes üzülür… Ama herkes bu acıyı hayra dönüştüremez.
İşte şehit ailelerini bu milletin baş tacı yapan da tam olarak budur. Onlar sadece bir yakınlarını kaybetmezler; aynı zamanda bize insanlığın, fedakârlığın ve inancın ne demek olduğunu öğretirler.
Bugün Yalova’da yapılan bu bağış, aslında tüm Türkiye’ye verilmiş bir mesajdır:
“Biz bu vatanı sadece kanımızla değil, hayrımızla da yaşatırız.”
Şehit Turgut Külünk’ün emaneti olan bu anlamlı bağış, sadece bugünün değil; yarınların da ışığı olacaktır. O evde yetişecek her öğrenci, öğrenilecek her ayet, edilecek her dua; şehidimizin ruhuna birer hediye olacaktır.
Ve biz biliyoruz ki;
Şehitler ölmez…
Onlar bazen bir bayrakta dalgalanır,
Bazen bir ezanda yankılanır,
Bazen de bir Kur’an kursunda yeniden hayat bulur…
Bugün bir kez daha görüyoruz ki; bu milletin mayası sağlamdır.
Bu milletin evlatları şehit olur, ama geride kalanları asla eğilmez.
Aksine, dimdik durur…
Ve acısını hayra dönüştürerek tarihe bir not düşer.
Bu vesileyle, kahraman şehidimiz Turgut Külünk’ü rahmet, minnet ve dualarla anıyor; kıymetli ailesine sabır, metanet ve güç diliyoruz.
Ve özellikle Dilek Külünk’e…
Sadece bir şehit eşi değil;
Asaletin, imanın ve vefanın yaşayan bir timsali olduğu için…
Şükranlarımızı sunuyoruz.
Bu millet, sizin gibi yürekli insanların omuzlarında yükselmeye devam edecektir.


YORUMLAR