Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Prostat Kanserinde Erken Teşhis Ve Kişiye Özel Tedavi Hayati Önem Taşıyor

Memorial Ankara Hastanesi Üroloji Bölümü’nden Doç. Dr. Emrah Yakut, 1-30

Memorial Ankara Hastanesi Üroloji Bölümü’nden Doç. Dr. Emrah Yakut, 1-30 Eylül Prostat Kanseri Farkındalık Ayı çerçevesinde hastalığın erken evrede saptanmasının tedavi başarısına sağladığı katkıları paylaştı. Doç. Dr. Yakut, “Prostat kanseri erken dönemde çoğu zaman belirti vermiyor. Özellikle risk grubundaki erkeklerin düzenli kontrollerini ihmal etmemeleri gerekiyor. Prostat kanseri, prostat bezindeki hücrelerin kontrolsüz çoğalmasıyla ortaya çıkan bir kanser türü olarak erkeklerde en sık görülen kanserler arasında yer alıyor. Hastalığın görülme sıklığı özellikle ileri yaşlarda belirgin şekilde artıyor” dedi.

Genetik faktörlerin ve yaşın hastalığın gelişiminde belirleyici olduğunu aktaran Doç. Dr. Yakut, “Prostat kanserinde en önemli risk faktörü yaş olmakla birlikte, aile öyküsü ve genetik faktörler de önemli rol oynuyor. Birinci derece akrabalarında prostat kanseri bulunan erkeklerde hastalık riski artarken, özellikle genç yaşta prostat kanseri tanısı alan birden fazla aile bireyinin bulunması genetik yatkınlığı düşündürüyor. BRCA2 gibi bazı kalıtsal gen mutasyonları da prostat kanseri riskini artırabilir ve bu kişilerde daha erken değerlendirme gerekebilir” diye konuştu.

Hastalık İlk Aşamada Sessiz İlerleyebiliyor

Hastalığın ilk aşamada belirgin bir şikayet oluşturmayabileceğini vurgulayan Doç. Dr. Yakut, “Prostat kanseri erken evrede çoğu zaman herhangi bir belirtiye yol açmayabiliyor. Bu nedenle şikayet bulunmaması hastalık olmadığı anlamına gelmiyor. İdrar yapmada zorlanma, sık idrara çıkma veya gece idrara kalkma gibi şikayetler ise her zaman prostat kanserine işaret etmeyebilir. Bu yakınmalar sıklıkla iyi huylu prostat büyümesine bağlı olarak da ortaya çıkabiliyor. Hastalığın ileri evrelerinde ise kemik ağrıları, kilo kaybı ve genel durum bozulması görülebiliyor” ifadelerini kullandı.

Erken Müdahale İle Tam İyileşme İmkânı

Hastalık yayılmadan önce tespit edilmesinin önemine değinen Doç. Dr. Yakut, “Prostat kanserinde erken tanı, tedavi başarısı açısından büyük önem taşımaktadır. Hastalık prostatla sınırlıyken tedavi başarısı oldukça yüksek olabiliyor. Erken tanı sayesinde klinik olarak anlamlı kanserlerin henüz yayılmadan saptanması ve uygun hastalarda küratif, yani hastalığı tamamen ortadan kaldırmayı hedefleyen tedavilerin uygulanması mümkün olabiliyor” dedi.

Yüksek PSA Değeri Doğrudan Kanser Göstergesi Değil

Tanı araçları ve test sonuçlarının değerlendirilmesi konusunda bilgi veren Doç. Dr. Yakut, “Prostat kanseri tanısında; PSA testi, Parmakla rektal muayene, Multiparametrik prostat MR’ı ve Prostat biyopsisi yöntemlerinden yararlanılmaktadır. PSA yalnızca kansere özgü bir test değil, prostata özgü bir belirteçtir. Buna göre PSA değeri prostat kanserinin yanı sıra iyi huylu prostat büyümesi ve prostat iltihabı gibi durumlarda da yükselebiliyor. Bu nedenle PSA yüksekliği tek başına prostat kanseri tanısı anlamına gelmemektedir. Yüksek PSA saptanan hastalarda klinik değerlendirme yapılarak gerekli görülmesi halinde MR ve biyopsi gibi ileri incelemelere başvurulması gerekmektedir” diye konuştu.

Düşük Riskli Gruplarda Aktif İzlem Seçeneği

Her vakada anında cerrahi veya ilaç tedavisi gerekmeyebileceğini dile getiren Doç. Dr. Yakut, “Her prostat kanseri hastasının mutlaka hemen tedavi edilmesi gerekmiyor. Özellikle düşük riskli ve yavaş seyirli prostat kanserlerinde aktif izlem önemli bir tedavi yaklaşımı oluyor. Aktif izlem uygulanan hastalar düzenli PSA, muayene, MR ve gerektiğinde biyopsilerle takip ediliyor. Bu yaklaşımın amacı, gereksiz tedavilerin neden olabileceği yan etkilerden kaçınırken hastalıkta ilerleme görülmesi halinde zamanında tedavi uygulanmasını sağlamaktır. Avrupa Üroloji Derneği (EAU) kılavuzlarında da uygun düşük riskli hastalarda aktif izlem standart yaklaşımlardan biri olarak önerilmektedir” ifadelerini kullandı.

Kişiselleştirilmiş Beş Temel Tedavi Yolu

Tedavi planının hastaya göre belirlendiğini kaydeden Doç. Dr. Yakut, şu bilgileri paylaştı: “Prostat kanserinde tedavi; hastalığın evresine, risk grubuna, hastanın yaşına, genel sağlık durumuna ve yaşam beklentisine göre kişiye özel olarak planlanmaktadır. Başlıca tedavi seçenekleri arasında; Aktif izlem, Radikal prostatektomi, Radyoterapi, Hormon tedavileri ve İleri ve yayılmış hastalıkta ise çeşitli sistemik tedaviler ön plana çıkıyor. Lokalize prostat kanserinde cerrahi veya radyoterapi küratif amaçla uygulanabilirken, hastalığın yayılmış olduğu durumlarda hormonal ve diğer sistemik tedaviler önem kazanıyor.”

İleri Cerrahi Teknolojisi Ve Ameliyat Başarısı

Robotik yöntemlerin operasyon sürecine sunduğu katkıları anlatan Doç. Dr. Yakut, “Uygun hastalarda robotik radikal prostatektomi de önemli bir tedavi seçeneğidir. Robotik cerrahinin üç boyutlu görüntü, yüksek hassasiyet ve dar anatomik alanlarda daha kontrollü cerrahi çalışma imkanı sunuyor. Robotik cerrahi, uygun hastalarda daha az kan kaybı ve daha hızlı iyileşme gibi avantajlar sağlayabiliyor. Ancak cerrahi tedavide en önemli unsur, yalnızca kullanılan teknoloji değil, doğru hasta seçimi ve cerrahi ekibin deneyimidir” dedi.

Yaşa Ve Risk Durumuna Göre Kontrol Takvimi

Tarama yaş sınırlarına dikkat çeken Doç. Dr. Yakut, “Prostat kanserinde erken tanı amacıyla PSA değerlendirmesinin ne zaman yapılması gerektiğinin kişinin risk durumuna göre belirlenmesi gerekiyor. Avrupa Üroloji Derneği kılavuzlarına göre, bilgilendirilmiş erkeklerde erken PSA değerlendirmesi genel olarak 50 yaşından itibaren düşünülebiliyor. Aile öyküsü bulunanlarda ve Afrika kökenli erkeklerde 45 yaşından, BRCA2 mutasyonu taşıyanlarda ise 40 yaşından itibaren daha erken değerlendirme öneriliyor. Takip aralıklarının ise kişinin başlangıç PSA değerine ve risk durumuna göre belirlenmesi gerekiyor” diye konuştu.

Bireysel Takip Ve Uzman Değerlendirmesi

Sürecin profesyonel hekim kontrolünde yürütülmesi gerektiğini belirten Doç. Dr. Yakut, değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı: “Prostat kanserinde en önemli yaklaşım kişiye özel risk değerlendirmesidir. Her yüksek PSA kanser olmadığı gibi, her prostat kanseri de hemen tedavi gerektirmez. Doğru hasta için doğru zamanda aktif izlem, cerrahi (açık ve robotik) veya radyoterapinin seçilmesi hem kanser kontrolü hem de yaşam kalitesinin korunması açısından büyük önem taşıyor. Bu nedenle prostat kanseri açısından değerlendirme ve takip süreci güncel kılavuzlar doğrultusunda, deneyimli bir ürolog tarafından kişiye özel olarak planlanmalıdır.”