Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Prof. Dr. Zülfikar BAYRAKTAR
Prof. Dr. Zülfikar BAYRAKTAR

Gök Kubbenin Altındaki On Altı Yıldız: Cumhurbaşkanlığı Forsuna Bakmak

Geçenlerde Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Külliyesini ziyaretimde gözüm yine o tanıdık ama her defasında insanı başka bir zaman dilimine fırlatan ambleme takıldı: Kırmızı zemin üzerinde, ortasında parıldayan 20 ışınlı bir güneş ve onun etrafını sarıp sarmalayan 16 altın yıldız… Cumhurbaşkanlığı Forsu.

Çoğumuz için bu simge, resmi geçitlerde, devlet binalarının gönderinde ya da protokol araçlarının üzerinde süzülen sıradan bir devlet ambleminden ibaret görünebilir. Oysa biraz durup o fona, o yıldızlara yakından baktığınızda; karşımızda sadece bir devletin simgesi değil, asırların ötesinden süzülüp gelen derin bir “devlet aklı” ve kesintisiz bir tarih bilinci buluruz.

Türk kültüründe devlet, sadece siyasi bir organizasyon ya da idari bir mekanizma değildir. Bizim medeniyet algımızda devlet; adaletin, düzenin ve “nizam-ı âlem” mefkûresinin tecellisidir. İşte Cumhurbaşkanlığı Forsu, bu köklü geleneksel düşüncenin adeta kumaşa ve madene bürünmüş halidir.

Ortadaki 20 ışınlı güneş, hiç şüphesiz Türkiye Cumhuriyeti’ni temsil eder. Güneş; kaynak demektir, aydınlık demektir, merkez demektir. Kadim Türk kozmolojisinde de hakan ya da hükümdar, göğün altında adaleti sağlayan bir güneş gibi konumlandırılır. Güneşin ışınları, Cumhuriyet’in sadece kendi coğrafyasına değil, etrafına da aydınlık ve güven yayma iddiasını simgeler.

Fakat asıl hikâye, o güneşin etrafında bir hilal gibi sıralanan 16 yıldızda saklıdır…

O yıldızlar; Büyük Hun İmparatorluğu’ndan Göktürklere, Uygurlardan Karahanlılara, Gaznelilerden Selçuklulara ve nihayet Osmanlı İmparatorluğu’na uzanan, tarihte iz bırakmış 16 büyük Türk devletini temsil eder. Bu köprü, Türk devlet geleneğinin en hayati sırrını fısıldar bize: Devamlılık.

Bizim tarihimiz, birbirinden kopuk parçalardan oluşmaz. Türk devlet aklında “Devlet-i Ebed-Müddet” (sonsuza kadar yaşayacak devlet) kavramı vardır. Devletlerin adı değişir, sınırları çizilir ya da silinir, hükümdarları veya rejimleri farklılaşır; ancak o devleti var eden ruh, hafıza ve kurum kültürü bir bayrak yarışı gibi elden ele aktarılır.

Göktürklerin yazıtlara kazıdığı adalet anlayışı neyse, Selçuklu’nun nizamiyelerinde çınlayan ses, Osmanlı’nın adalet çemberi ve Türkiye Cumhuriyeti’nin “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” ilkesi aynı ruhun farklı zamandaki tezahürleridir.

İşte Cumhurbaşkanlığı Forsu’na baktığınızda gördüğünüz şey, bu muazzam devamlılıktır. Türkiye Cumhuriyeti, gökten zembille inmiş ya da tarihin bir anında tesadüfen kurulmuş bir yapı değildir. Arkasında binlerce yıllık bir devlet birikimi, askeri disiplin, idari tecrübe ve diploması kültürü vardır. 16 yıldız, Cumhuriyet’in köklerinin ne kadar derinlerde olduğunu hatırlar her an.

Bugün fırtınalı bir coğrafyada, dünyada dengelerin yeniden kurulduğu zorlu bir çağda yaşıyoruz. Böyle zamanlarda milletlerin en büyük gücü, nereden geldiklerini bilmeleridir. Kökü derinde olan ağacı hiçbir fırtına deviremez.

Cumhurbaşkanlığı Forsu, bize sadece geçmişimizle gurur duymayı değil; aynı zamanda o büyük mirasın omuzlarımıza yüklediği tarihsel sorumluluğu da hatırlatır.

Bir dahaki sefere o forsu gördüğünüzde, sadece kırmızı üzerindeki sarı yıldızları değil; Asya steplerinden Anadolu’ya, Viyana kapılarından Akdeniz’e kadar uzanan o devasa hafızayı, hafızanın taşıdığı ruhu ve 16 devletin birikimiyle parlayan o sonsuz güneşi hayal edin.
Çünkü o güneş, binlerce yıllık bir yolculuğun bugün ulaştığı zirvedir.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER