Bebeklerin ilk ayında ortaya çıkabilen yenidoğan sepsisi, zamanında müdahale edilmediği durumlarda hayati risklere zemin hazırlıyor. Memorial Ataşehir Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Prof. Dr. Turan Tunç, konuya ilişkin ebeveynleri uyararak, “Bu nedenle bebeğin emmesinde azalma, halsizlik, ateş ya da vücut ısısında düşme, solunum güçlüğü ve cilt renginde değişiklik gibi işaretlerin göz ardı edilmemesi gerekiyor. Bir şeylerin yolunda gitmediğine dair ebeveyn sezgisinin önemsenmesi gerekiyor” dedi.
Enfeksiyonun bağışıklık sistemi henüz tamamlanmayan bebeklerde çok daha süratli yayıldığını aktaran Prof. Dr. Turan Tunç, “Bebeğin kan dolaşımına mikropların bulaşması sonucu tüm vücudu etkileyen ciddi bir enfeksiyon hastalığı olan yenidoğan sepsisi, bağışıklık sistemi henüz olgunlaşmadığı için bebeklerde çok hızlı ilerleyebiliyor. Sepsis, vücudun enfeksiyona karşı aşırı tepki vermesi sonucu gelişir. Bu enfeksiyon bakteriyel, viral veya fungal kaynaklı olabilir. Sepsis basit bir enfeksiyon değildir, geliştiğinde acil müdahale gerektiren bir tabloya yol açabilir ve hayati risk yaratabilir. Özellikle bağışıklık sistemleri henüz gelişmemiş olan yenidoğan bebeklerde saniyelerin bile değer taşıdığı sepsis, erken fark edilmediğinde trajik sonuçlar doğurabiliyor” diye konuştu.
Yaşamın İlk Dört Haftasında Dikkat Edilmesi Gerekenler
Hastalığın seyrine dair zaman aralıklarını açıklayan Prof. Dr. Tunç, “Sepsisin ortaya çıkmasında ilk bir ay çok önemli bir süreçtir. Sepsis erken ve geç başlangıçlı olarak ikiye ayrılıyor. Görülme zamanına göre yenidoğan sepsisi iki grupta değerlendirilir; 0-3 günde yani erken başlangıçlı durumda genellikle doğum sırasında anneden bebeğe geçebilmekte. 4-28 gün arası geç başlangıçlı durumda ise doğumdan sonra çevre, hastane ortamı, hijyen veya temas yoluyla bulaş yaşanabilmektedir. Bu dönemde ev ziyaretçilerinin sayısı ve hijyen kurallarına uyulması özellikle önem taşır” ifadelerini kullandı.
Risk gruplarına ve klinik bulgulara değinen Prof. Dr. Tunç, “Prematüre bebekler, düşük doğum ağırlıklı bebekler sepsis açısından risk altında olabilir. Yine annede GBS taşıyıcılığı varsa bu kişiler de doğumda enfeksiyon kapma riski taşıyabileceğinden bu bebekler de yenidoğan sepsisi açısından risk taşıyabilir. Sepsis gelişimini anlamak için bebeği takip etmek önemlidir. Bebekteki her huzursuzluğu endişelenmeden önemseyin ve takip edin. Normal bebek huzursuzluğu ile sepsis belirtileri karıştırılmamalıdır. Bebek yalnızca ağlamakla kalmayıp halsizlik, emmede azalma, kusma, ateş veya düşük vücut ısısı, teninde solukluk veya morarma, solunum zorluğu gibi belirtiler gösteriyorsa vakit kaybetmeden acile başvurulmalıdır. Aileler içindeki bir şeyler ters gidiyor hissine güvenmelidir” dedi.
Gebelik Taramaları Ve Koruyucu Önlemler
Doğum öncesi taramaların değerine dikkat çeken Prof. Dr. Tunç, “Gebeliğin sonlarında yapılan B Grubu Streptokok (GBS) taraması bu konuda hayati önem taşıyor. Taşıyıcı olduğu tespit edilen annelere doğum sırasında uygulanan antibiyotik tedavisi, enfeksiyonun bebeğe geçmesini büyük ölçüde engellemektedir. Doğum şeklinden ziyade hijyen koşulları ve enfeksiyonun bulaşma riski önceliklidir; uzamış ve steril olmayan şartlarda yapılan zorlu doğumlar maalesef yenidoğanda sepsis riskini artırabiliyor” dedi.
Ebeveynlerin alabileceği tedbirleri sıralayan Prof. Dr. Tunç, “Anne sütü içerdiği koruyucu antikorlarla bebeğin bağışıklık sistemini güçlendirir ve enfeksiyonlara karşı doğal bir savunma hattı oluşturur. Kanguru bakımı ten tene temas bebeğin annesiyle düzenli olarak ten tene temas ettirilmesi bağışıklık sistemini güçlendirir. Vücut ısısının dengede kalmasına yardımcı olur ve bebek-anne bağını kuvvetlendirir. Hijyen kuralları ise bebeğe dokunmadan önce ellerin mutlaka yıkanması gerekir. Yenidoğan döneminde bebeğin öpülmesinden ve kalabalık ziyaretlerden kaçınılması önerilir. Ayrıca biberon ve emzik kullanımı varsa bunlar da düzenli olarak mikroptan arındırılmalı (sterilize edilmeli), göbek kordonu ise daima temiz ve kuru tutulmalıdır” değerlendirmesinde bulundu.
Tedavi sürecinde ilaç kullanımına ilişkin uyarılarda bulunan Prof. Dr. Tunç, “Fizik muayene, kan ve idrar tahlili ve de kültür ile konulan tanının ardından hastanede damar yoluyla antibiyotik tedavisi uygulanabilir. Sepsiste erken tanı hayat kurtarırken maalesef geç kalındığında kalıcı hasar veya hayati risk artabilir. Tüm bu belirtiler varsa sadece ateş düşürücü şurup verip beklemek en sık yapılan hatalardan biridir. Ayrıca yenidoğanlarda sepsis varlığında, ateşten çok vücut ısısında düşme daha yaygın görülen bir durumdur. Ateş düşüren ilaçlar sepsisi tedavi etmez, yalnızca belirtiyi geçici olarak gizlemektedir” diyerek sözlerini tamamladı.
