15 Temmuz 2016 gecesi, Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihinde kara bir sayfa açılmak istendi. Hainler, milletin bağrına hançer saplamak, devleti içeriden çökertmek için tankla, uçakla, tüfekle harekete geçti. Ancak unuttukları bir şey vardı: Bu milletin yoğrulduğu hamur, imandır! Bu topraklarda yaşayan halk; Türk’üyle, Kürt’üyle, Laz’ıyla, Çerkes’iyle, Arab’ıyla, kadınıyla, genciyle, yaşlısıyla o gece tek bir yürek, tek bir millet oldu. Göğsünü siper etti, sokağa indi, iradesine sahip çıktı. O gece bir kez daha görüldü ki; bu bayrak yere düşmez, bu ezan susmaz, bu millet diz çökmez!
Doğu’dan Batı’ya, Hakkâri’den Edirne’ye kadar bütün şehirler ayağa kalktı. Sadece büyükşehirler değil; köyler, mezralar, yaylalar bile birer direniş merkezine dönüştü.
Doğu Anadolu, Güneydoğu Anadolu, İç Anadolu, Karadeniz, Marmara, Ege, Akdeniz de yediden yetmişe tüm halk, ellerinde bayrakları, dillerinde tekbirleriyle meydanlara aktı. Şehir meydanları, imanla yoğrulmuş yüreklerin darbeye karşı siper olduğu mukaddes mekânlara dönüştü.
Çünkü bu millet bilir ki: “Ölürsem şehidim, kalırsam gaziyim.” Ölümden korkmadı, tankın altına yattı, kurşunlara göğsünü gerdi. Çünkü bilir ki bu topraklarda şehitlik, en yüce makamdır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurmuştur:
“Cennete giren hiçbir kimse, dünyaya dönmek istemez. Ancak şehit, gördüğü yüce mertebe sebebiyle on defa daha şehit olmayı ister.”
(Buhârî, Cihâd, 21)
Ve Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de şöyle seslenir:
“Allah yolunda öldürülenlere ‘ölüler’ demeyin. Bilakis onlar diridirler; ancak siz anlayamazsınız.”
(Bakara, 154)
İşte bu inançla yürüdü bu millet. Menfaat beklemeden, sadece vatanını, bayrağını ve ezanını korumak için canını ortaya koydu. Bu milletin mayasında İslam, kodlarında ümmetin sancaktarlığı vardır. Her zaman mazlumun yanında olan bu millet, Suriye’de, Gazze’de, Arakan’da, Doğu Türkistan’da zulüm görenlere kucak açtı. Ne var ki Türkiye zora düştüğünde aynı desteği göremedi. Ama olsun! Biz mazluma sırt dönmeyiz, çünkü bizde iman vardır. Ancak herkes bilsin ki Türkiye’ye uzanan eller kırılır!
Türkiye sadece bir ülke değildir; İslam’ın son kalesidir. Ve bu kaleyi savunmak, sadece bir coğrafyayı değil, ümmetin onurunu savunmaktır. 15 Temmuz gecesi bu hakikat bir kez daha ortaya çıkmıştır.
O gece Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın kararlılığı, çağrısı ve liderliğiyle milyonlar sokağa döküldü. Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli, siyasi kaygıları bir kenara bırakarak devletin, milletin ve bayrağın yanında durdu. Bakanlar, kuvvet komutanları, askerî erkân, emniyet müdürleri, kahraman Türk polisi ve ordu mensuplarımız, devletin vakarını milletin iradesiyle birleştirerek bu kalkışmayı bastırdı.
O gece yalnızca millet değil, devlet de tüm unsurlarıyla meydandaydı. Başta Türk Silahlı Kuvvetleri’nin şerefli mensupları, hainlere karşı dimdik durarak ordunun izzetini ve asaletiyle darbecilere karşı net bir tavır koydu. Gerçek asker, milletine kurşun sıkmaz, vatanına ihanet etmez! Şerefli Türk askeri, o gece hainleri birer birer etkisiz hale getirdi. Türk ordusu, Malazgirt’ten 15 Temmuz’a uzanan bin yıllık şanlı bir destanın taşıyıcısıdır.
Ayrıca unutulmamalıdır ki; Emniyet Teşkilatımız, bu ihanet gecesinin seyrini değiştiren en önemli kahramanlıklardan birini sergilemiştir. Polisimiz; sokağında, karakolunda, meydanında hainlere geçit vermemiş, milletin yanında saf tutmuştur. Şehit düşen polislerimiz, milletin huzurunu ve namusunu kendi canları pahasına korumuştur. Bugün görev başındaki her polis, o gecenin aziz hatırasına sadakatle nöbettedir. Bu millet size minnettardır!
15 Temmuz’un ardından, Türkiye yeniden dirildi. Artık bu millet sadece geçmişin değil, geleceğin de lideri olduğunu dünyaya ilan etti. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan; sadece Türkiye’nin değil, tüm ümmetin umudu, mazlum coğrafyaların duası, zalimlerin korkusu haline geldi. Bugün Arakan’dan Gazze’ye, Somali’den Kudüs’e kadar nice mazlum coğrafyada Erdoğan denildiğinde, umutla bakan gözler vardır.
Biz Türk milleti olarak, ümmete sancağı taşıyan son milletiz. Türkiye’nin düşmesi, sadece bir ülkenin düşmesi değil; İslam dünyasının sessizliğe gömülmesidir. Bu yüzden bu topraklara uzanan her el, karşısında sadece devleti değil, milyonların imanla yoğrulmuş iradesini bulacaktır.
Son sözümüz nettir:
Bu topraklar ne FETÖ’ye, ne emperyalist uşaklarına, ne de içeriden fitne yaymaya çalışanlara asla geçit vermez!
Bu milletin imanla yoğrulmuş iradesini kimse esir alamaz.
Bu bayrak yere düşmez, bu ezan dinmez, bu vatan teslim alınmaz!
İslam’ın bayraktarlığını yapan Türkiye’ye asla diz çöktürülemez!
Çünkü bu topraklar, şehitlerin kanıyla sulanmıştır.
Unutmadık. Unutturmayacağız.


YORUMLAR