Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Timur’un Mezarındaki Gizem: 1941’de Başlayan “Lanet” Rivayeti

Anadolu Üniversitesi Öğretim Üyesi Türkolog Prof. Dr. Zülfikar Bayraktar, “Timur’un

Anadolu Üniversitesi Öğretim Üyesi Türkolog Prof. Dr. Zülfikar Bayraktar, “Timur’un Laneti” başlıklı yazısında, Semerkant’taki Gur-i Emir’de bulunan Timur’un mezarının 1941 yılında açılmasıyla Nazi Almanyası’nın Sovyetler Birliği’ne saldırısı arasında kurulan ve yıllardır anlatılan “lanet” efsanesini ele aldı. Bayraktar, tarihsel olaylar arasında bilimsel bir nedensellik bulunmadığını vurgularken, anlatının kültürel hafızadaki yerine dikkat çekti.

Semerkant’ta Yüzyıllardır Anlatılan Rivayet

Bayraktar, yazısında Timur’un Semerkant’taki Gur-i Emir’de bulunan mezarının yalnızca tarihî bir mekân değil, aynı zamanda çeşitli rivayetlerin merkezinde yer aldığını belirtti.

1941 yılının Haziran ayında Sovyet antropolog Mikhail Gerasimov liderliğindeki bilim heyetinin Timur ve torunu Uluğ Bey’in kalıntılarını incelemek amacıyla Semerkant’a geldiğini aktaran Bayraktar, heyetin amaçlarından birinin de Timur’un yüzünü bilimsel yöntemlerle yeniden canlandırmak olduğunu ifade etti.

Bayraktar’ın aktardığı rivayete göre, mezarın açılmasından önce yerel halk ve din adamları heyeti uyardı. Timur’un mezarıyla ilişkilendirilen, “Kim ki mezarımı rahatsız ederse, benden daha korkunç bir istilacıyı serbest bırakacaktır.” şeklindeki anlatı da bu süreçte yeniden gündeme geldi.

Mezardan Üç Gün Sonra Barbarossa Harekâtı

Bayraktar, Timur’un mezarının 19 Haziran 1941’de açıldığını, üç gün sonra ise 22 Haziran 1941’de Nazi Almanyası’nın Barbarossa Harekâtı’nı başlatarak Sovyetler Birliği’ne saldırdığını hatırlattı.

İki olay arasındaki kısa zaman aralığının “Timur’un laneti” olarak bilinen anlatının yaygınlaşmasında etkili olduğunu belirten Bayraktar, bunun tarihsel açıdan bir sebep-sonuç ilişkisi olarak değerlendirilemeyeceğinin altını çizdi.

Timur’un Yeniden Defnedilmesi Ve Stalingrad

Yazıda, incelemelerin ardından Timur’un naaşının Kasım 1942’de yeniden Gur-i Emir’e götürülerek defnedildiği belirtildi.

Bayraktar, 19 Kasım 1942’de Sovyet kuvvetlerinin Stalingrad çevresindeki Alman birliklerine karşı Uranüs Harekâtı’nı başlatmasının da daha sonra efsanenin ikinci önemli unsuru hâline geldiğini kaydetti.

Mezarın açılmasından kısa süre sonra Alman saldırısının başlaması ve Timur’un yeniden defnedildiği dönemde Sovyet karşı taarruzunun gerçekleşmesi, Bayraktar’a göre halk hafızasında tarih ile efsanenin iç içe geçmesine neden oldu.

“Tarih Olayları Kehanetlerle Değil Belgelerle Değerlendirir”

Prof. Dr. Bayraktar, yazısında söz konusu olaylara bilimsel açıdan yaklaşılması gerektiğini özellikle vurguladı. Barbarossa Harekâtı’nın Timur’un mezarının açılmasından çok daha önce planlandığını, askerî hazırlıkların aylar öncesinden başladığını belirten Bayraktar, Stalingrad’daki Sovyet karşı taarruzunun da kapsamlı askerî planlamanın sonucu olduğuna işaret etti.

Bayraktar, “Tarih bilimi, olayları kehanetlerle değil; belgeler, siyasi kararlar, askerî hazırlıklar, ekonomik şartlar ve sebep-sonuç ilişkileri üzerinden değerlendirir.” ifadelerini kullandı.

“Tarih İnsanların Hafızasında Da Yaşar”

Efsanenin yaklaşık bir asırdır anlatılmasını, olayların dikkat çekici zamanlaması ve toplumların geçmişi anlamlandırma biçimleri üzerinden değerlendiren Bayraktar, tarihsel gerçekliğin yanı sıra kültürel hafıza ve sözlü anlatıların da toplumlar üzerinde etkili olduğunu kaydetti.

Gur-i Emir’in Timur’un yanı sıra bir dönemin siyasi, askerî ve kültürel hafızasını taşıdığını belirten Bayraktar, yazısının sonunda “Timur’un laneti” anlatısının efsane ile tarih arasındaki ilişkiye dair dikkat çekici örneklerden biri olarak yaşamaya devam ettiğini ifade etti.