Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, İstanbul Finans Merkezi (İFM) Ziraat Bankası Oditoryum Salonu ev sahipliğinde düzenlenen ‘Yatırımın Yeni Odağı: Geleceğe Değer Üretmek Zirvesi’ kapsamında ekonomi gündemine ilişkin açıklamalarda bulundu. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Ahmet Burak Dağlıoğlu, Türkiye Varlık Fonu Genel Müdürü Salim Arda Ermut ile çok sayıda davetlinin katıldığı programda; Türkiye’nin küresel dönüşümdeki rolü, geleceğin yatırım fırsatları ve değer odaklı yatırım yaklaşımları ele alındı.
Zirvede fiyat istikrarı ve dezenflasyon sürecinin gidişatını aktaran Karahan, “Savaşın etkilerinin belirginleştiği Mart-Haziran döneminde 3 aylık ortalamalar ana eğilimde yükselişe işaret ediyordu. Temmuz ayından itibaren ise ana eğilimde yeniden gerileme gördük. Yıllıklandırılmış olarak baktığımızda, savaş döneminde yüzde 30’lar seviyesine yükselen ana eğilim, Eylül ayı itibarıyla yüzde 23,7 seviyesine işaret ediyor. Bu seviye, mevcut yıllık enflasyonun yaklaşık 6 puan altında. Ana eğilimin yıllık enflasyonun altında seyretmesi, arz yönlü baskılar sönümlenirse dezenflasyonun önümüzdeki dönemde de hızlanarak devam edeceğini işaret ediyor” dedi.
Yıllık Fiyat Artış Hızında İbre Aşağı Yönde
Politika adımlarının enflasyon görünümüne etkisini paylaşan TCMB Başkanı Fatih Karahan, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Yakın dönem enflasyon gelişmeleri, dezenflasyonda önemli bir yol katettiğimizi gösteriyor. 2024 yılı Mayıs ayında yüzde 75,5’e yükselen enflasyon, uyguladığımız politikaların etkisiyle önemli oranda geriledi. Jeopolitik gelişmeler, başta enerji olmak üzere arz yönlü baskılarla dezenflasyon sürecini bu sene yavaşlattı. Bunun bir yansıması olarak, yıllık enflasyondaki gerileme ivme kaybetti. Bununla birlikte, bu gelişmelerin enflasyon görünümü üzerindeki yansımalarını sınırlamak amacıyla uyguladığımız politikalarımız sayesinde yıllık enflasyon, Nisan ayındaki yüzde 32,4 seviyesinden 2,6 puan gerileyerek Eylül ayı itibarıyla yüzde 29,7 seviyesinde gerçekleşti. Enflasyonun ana eğilimi yavaşlıyor. Yıllık enflasyon, tanımı gereği son 12 aydaki fiyat değişimlerinin toplamını içeriyor. Bu nedenle enflasyonun yakın dönemdeki seyrini anlayabilmek amacıyla ve nereye gittiğini biraz daha iyi anlayabilmek amacıyla ana eğilim göstergelerine bakıyoruz.”
Sıkı Para Politikası Ve Çekirdek Göstergelerdeki Düşüş
Ana eğilimdeki yavaşlamanın para politikası adımlarıyla olan bağına işaret eden Karahan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Savaşın etkilerinin belirginleştiği Mart-Haziran döneminde 3 aylık ortalamalar ana eğilimde yükselişe işaret ediyordu. Temmuz ayından itibaren ise ana eğilimde yeniden gerileme gördük. Yıllıklandırılmış olarak baktığımızda, savaş döneminde yüzde 30’lar seviyesine yükselen ana eğilim, Eylül ayı itibarıyla yüzde 23,7 seviyesine işaret ediyor. Bu seviye, mevcut yıllık enflasyonun yaklaşık 6 puan altında. Ana eğilimin yıllık enflasyonun altında seyretmesi, arz yönlü baskılar sönümlenirse dezenflasyonun önümüzdeki dönemde de hızlanarak devam edeceğini işaret ediyor. Bu gelişmeyi, sıkı para politikası duruşumuzun talep ve fiyatlama davranışları üzerindeki etkilerinin bir yansıması olarak değerlendiriyoruz.”
Enerji Harici Harcama Kalemlerinde İyileşme
Alt kalemlerdeki fiyat değişimlerine ve tarımsal üretimdeki toparlanmaya değinen Karahan, şu ifadeleri kaydetti:
“2026 yılında enflasyonun seyrinde enerji fiyatları öne çıkmaktadır. Yıllık enflasyondaki gerilemenin birçok alt grupta da gözlendiğini görüyoruz. Nitekim, Eylül ayı itibarıyla alt gruplara baktığımızda savaşın olumsuz etkilerinin belirgin olduğu enerji grubu dışındaki tüm gruplarda yıllık enflasyon geçen yıla kıyasla geriledi. Ana eğilimin önemli bir bileşeni olan hizmet grubunda yıllık enflasyon, geçen yıla kıyasla 7 puan azalarak yüzde 37,7 seviyesine geriledi. Son iki aya kadar yüksek seyrederek dezenflasyon sürecindeki yavaşlamada etkili olan gıda ve alkolsüz içecekler grubunda da yıllık enflasyon, geçen yılki yüzde 36,1 seviyesinden yüzde 27,6 seviyesine geriledi. Geçen yıl olumsuz hava koşullarından etkilenen tarımsal üretimdeki toparlanma bu görünümü destekledi. Diğer yandan küresel tarımsal emtia fiyatları ve iklim koşullarına ilişkin riskleri yakından takip ediyoruz.”
Maliyet Geçişkenliği Ve Jeopolitik Risklerin Rolü
Temel mallar ile enerji kalemi arasındaki farkı ortaya koyan Karahan, şu açıklamada bulundu:
“Temel mallarda ise yıllık enflasyon yüzde 19,9’dan yüzde 15,9’a geriledi. Jeopolitik gelişmeler kaynaklı maliyet artışlarına rağmen temel mal enflasyonunun ılımlı seyri, zayıf talep koşullarının maliyet geçişkenliğini sınırladığına işaret ediyor. Enerji grubunda yıllık fiyat artışı yüzde 46,1 ile geçen yılın 11 puan kadar üzerinde gerçekleşti. Dolayısıyla, bu yıl dezenflasyon sürecindeki ivme kaybının esas olarak jeopolitik gelişmelerin enerji fiyatları üzerindeki etkisinden kaynaklandığını değerlendiriyoruz.”
Hizmet Alt Kalemlerinde Farklılaşan Fiyat Dinamikleri
Kira, eğitim, ulaştırma ve haberleşme alanlarındaki ayrışmayı detaylandıran Karahan, şunları aktardı:
“Hizmet grubu alt kalemlerinde ayrışma gözlenmekte. Talep koşullarına duyarlılık, geçmiş enflasyona endeksleme eğilimi ve jeopolitik gelişmelerden etkilenme düzeyi farklılaştığı için hizmet alt kalemleri farklı eğilimler sergiliyor. Bu nedenle hizmet enflasyonuna biraz daha yakından bakmak istiyoruz. Uzun süredir hizmet enflasyonunun belirgin olarak üzerinde seyreden aylık kira artışları, son aylarda kayda değer şekilde yavaşlayarak hizmet grubu genelinin altına indi. Bu gelişme, hizmet enflasyonunda kira kaleminden gelen ataletin gücünü yitirdiğini gösteriyor. Katılığın önemli bir etken olduğu bir başka kalem olan eğitim hizmetleri, bir önceki yıla kıyasla yavaşlasa da Eylül ayındaki artışlarla birlikte öngörümüzden yüksek seyretti. Diğer yandan, artan enerji fiyatlarının dolaylı etkileri ile ulaştırma hizmetlerinde yıllık enflasyon yüzde 44 ile bir önceki yılın üzerinde. Haberleşme hizmetleri enflasyonu da geçen yıla kıyasla belirgin şekilde yükseldi. Geçen yıl bu dönemde yüzde 24 olan yıllık enflasyon, bu kategoride bugün yüzde 44 seviyesinde.”
İç Talepteki Yavaşlama Ve Beklentilerin Önemi
Tüketim göstergeleri ile geleceğe dönük para politikası duruşuna dair değerlendirmelerde bulunan Başkan Karahan, sözlerini şöyle tamamladı:
“Göstergeler iç talepteki zayıf seyri teyit ediyor. Önümüzdeki dönemde enflasyonun seyrinde başta enerji fiyatları olmak üzere arz yönlü gelişmeler, talep koşulları ve beklentilerin seyri öne çıkacak. Enerji ve enerji dışı emtia fiyatlarında yukarı yönlü riskler devam ediyor. Bu nedenle iç talep koşullarının dezenflasyon sürecine desteğinin sürmesi önemli. Yılın ilk yarısına ilişkin milli gelir verileri ve üçüncü çeyreğe ilişkin göstergeler, iç talepte zayıf bir seyre işaret ediyor. Altın hariç bakıldığında Temmuz ayı itibarıyla üçüncü çeyrekte perakende satışların büyümesinin yavaşladığını görüyoruz. Kart harcamalarındaki çeyreklik artışın sınırlı kalması da talepteki yavaşlamayı teyit ediyor. Enflasyon beklentileri temkinli duruşun sürdürülmesini gerektiriyor.”
