Türkiye Perakendeciler Federasyonu (TPF) tarafından organize edilen Perakende Zirvesi 2026, İstanbul Haliç Kongre Merkezi’nde kapılarını açtı. Yurt genelinden sektör paydaşlarının yoğunkatılım gösterdiği ve çok sayıda firmanın stantlarıyla yer aldığı organizasyon, Istanbul Dance Factor grubunun dans gösterisiyle başladı. Açılış programında konuşan TPF Başkanı Ömer Düzgün, etkinliğin yalnızca bir buluşma olmadığını vurgulayarak Türkiye’nin üretim ve raf gücünü; sanayici, çiftçi ve tüketiciyle aynı çatı altında bir araya getirdiklerini belirtti.
Sektörün Yeni Dönem Hedefleri
Federasyon bünyesinde 500 metrekare üzerinde 10 bine yakın satış noktası, 150 binden fazla istihdam ve yüz binlerce haneye temas eden geniş bir yapı bulunduğuna dikkat çeken Ömer Düzgün, “Biz yalnızca ürün satmıyoruz. İstihdam üretiyoruz, vergi ödüyoruz, üretici büyütüyoruz ve şehirlerimizin sosyal hayatını ayakta tutuyoruz. Bulunduğumuz şehre vergisini ödeyerek, yerel üreticiye destek vererek şehir ekonomisini canlı tutan işletmeleriz. Geçtiğimiz yıl bu organizasyonu yeni bir vizyonla ‘perakende zirvesi’ atı altında yeniden tasarladık. Çünkü artık hedefimiz yalnızca sektörün kendi içinde konuştuğu bir toplantı yapmak değildi. Hedefimiz üreticinin yatırım kararını tedarikçinin lojistiğini, teknoloji şirketlerinin çözümlerini, kamunun politikalarını ve yerin zincirlerini aynı masada buluşturmaktı” ifadelerini kullandı.
Ekonomik Göstergeler ve İyileşme Süreci
Geride kalan beş yıllık sürecin güçlüklerle dolu geçtiğine değinen Düzgün; salgın dönemi, tedarik zinciri aksamaları, yükselen enerji giderleri ve deprem felaketinin piyasalar üzerinde önemli baskı oluşturduğunu dile getirdi. Mevcut şartlarda hedeflenen noktada olunmadığına işaret eden Düzgün, “Bugün işlerimizin istediğimiz noktada olduğunu söylemek doğru olmaz. Hem ülkede hem küresel ölçekte hala zorlu bir dönemden geçiyoruz. Jeopolitik belirsizlikler, tedarik zincirindeki dalgalanmalar ve dünya genelinde süregelen enflasyonist baskılar bizim sektörümüzü de doğrudan etkiliyor. Biz inanıyoruz ki bu tablo kalıcı değil. Doğru adımlarla daha sağlıklı bir zemine ulaşacağız. Bununla birlikte bazı göstergeler umut verici. Temmuz ayı itibarıyla yıllık tüfe yüzde 31,75 seviyesine geriledi. Bundan iki yıl önce yüzde 60’ların üzerinde konuştuğumuz bir tabloyu bugün çok daha aşağıda seviyelerde değerlendiriyoruz” değerlendirmesinde bulundu.
Plansız Şubeleşme ve Verimlilik Sorunu
Temmuz 2026 resmi verilerine göre Türkiye genelinde 58 bin 970 mağazanın faaliyet gösterdiğini aktaran Ömer Düzgün, kontrolsüz şubeleşmeye dikkat çekerek şunları kaydetti:
“Yerel zincirlerimiz 8 bin 896 mağazayla hizmet verirken, uluslararası markalarla ait zincirler 8 bin 223 mağazaya sahiptir. Ulusal zincirler ise 42 bin 351 mağaza ile sektörde faaliyet göstermektedir. Bu tabloyu istatiksel olarak değerlendirildiğimizde farklı sonuç ortaya çıkıyor. Ülke nüfusuna oranla, Türkiye’de market başına yaklaşık bin 450 müşteri düşüyor. Küçük esnafı da hesaba kattığımızda, bu sayı binin altına düşüyor. Avrupa ülkelerinde ise market başına düşen müşteri sayısı yaklaşık 3 bin seviyesindedir. Sektörümüzün önemli sorunlarından biri, bu rakamla baktıktan sonra mağaza enflasyonudur. Bugün aynı caddede yan yana karşı karşıya açılan kontrolsüz mağazalar gerçek rekabet maalesef üretmiyor. Tam tersine ciroyu bölüyor, verimliliği düşürüyor. Lojistik ve enerji maliyetini artırıyor ve sonunda, işletmeler bu maliyeti fiyatlarına yansıtmak zorunda kalıyor. Yani mağaza yoğunluğu yalnızca firmaları değil, dolaylı olarak fiyatları da etkileyen yapısal bir problem. Biz serbest rekabetten yanayız plansız rekabetten değil. Nasıl şehirler imar planıyla büyüyorsa, perakendenin de uzun vadeli bir yerleşim vizyonuna ihtiyacı olduğuna inanıyoruz. Bu doğrultuda belediyelerimizle birlikte ilçe bazlı hareket yoğunluk haritaları çıkartılmasını ve yeni mağaza açılışlarının bu verilere göre desteklenmesini öneriyoruz.”
Haftalık İzin İçin Ortak Çalışma Önerisi
Sektör paydaşlarının pazar günü tatili konusunu kararlılıkla ele alması gerektiğini ifade eden Başkan Düzgün, sendikalar ve yetkililerin dahil olacağı bir komisyon kurulması çağrısında bulunarak sözlerini şöyle tamamladı:
“Biz bu meseleyi ticari değil sosyal bir mesele olarak öngörüyoruz. Haftanın 7 günü açık kalan bir sektörün görünmeyen bir maliyeti var. Çocuklarıyla kahvaltı yapamayan, anne babasının yalnızca gece görebilen evlat ve yıllarca aynı tempoda çalışılan emekçimizin kendisi var. Sektörümüzde çalışanların önemli bir kısmı kadın. Bu kadınların büyük bölümü aynı zamanda anne, eş ve bir yuvanın en büyük sorumlusu. Mevcut düzende hafta içinde çocuklar okulda, hafta sonu anne çalışıyor ve maalesef bu tablo aile içi dengeyi zayıflatıyor. Bu konuda federasyonun yaptırdığı bağımsız bir araştırmanın sonucunu paylaşmak istiyorum. Görüşülen bin 200 tüketicinin yüzde 85,7’si yani bin 28 kişi pazar günü marketlerin kapalı olmasını düşünüyor. Sektör çalışanları tarafında ise bu oran çok daha çarpıcı. Görüşülen 900 çalışanın yüzde 93,1’i yani 838’i pazar günü tatilini destekliyor. Bu bir tercih değil, artık güçlü bir ihtiyaç olarak algılanıyor. Yapılan ankette başka bir önemli bilgi vermek istiyorum. Çalışan düzeyindeki anketin 30’u yerel marketler ve 70’i de ulusal ve uluslararası marketlerde çalışanlar üzerinde yapılmıştır. Araştırma aynı zamanda gösteriyor ki bu talep sadece bir dilek değil, alışkanlıklarımızı da değiştirebilir. Tüketicilerin büyük bölümü alışverişini cumartesi gününe kaydırmaya ya da hafta içinde yaymaya hazır olduğunu belirtiyor. Yani bu düzenleme sektörde bir ekonomik kayıp değil, yalnızca bir gün kayması yaratacaktır. Sürdürülebilir perakende sürdürülebilir istihdamla mümkündür. Dinlenebilen çalışan daha verimlidir. Ailesine vakit ayıran çalışan işine daha güçlü bağlanır, evine daha güçlü bağlanır. Bu nedenle bugün burada somut bir adım öneriyoruz. Kamu sendikalarımız ve sektör temsilcilerimizden oluşacak bir çalışma grubunun önümüzdeki 3 ay içerisinde bir araya gelmesini ve pazar günü uygulamasına yönelik ortak bir çerçeveyi masaya yatırmasını talep ediyoruz. TPF olarak bu sorumluluğu taşıyor ve bunu yasamanın gündemine taşımak için kararlılık da çalışmalarımızı sürdürüyoruz.”
