Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

İBB Yolsuzluk Davasında 94. Duruşma Görüldü

İstanbul Büyükşehir Belediyesine (İBB) yönelik yürütülen yolsuzluk davasında, aralarında görevden

İstanbul Büyükşehir Belediyesine (İBB) yönelik yürütülen yolsuzluk davasında, aralarında görevden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu’nun da yer aldığı 53’ü tutuklu toplam 436 sanık, 94’üncü duruşmada mahkeme heyeti karşısına çıktı. Yargılamada sanıkların savunmalarının dinlenmesine devam ediliyor.

Görevinden uzaklaştırılmasının ardından tutuklanan Ekrem İmamoğlu hakkında hazırlanan 3 bin 809 sayfalık kapsamlı soruşturma evrakı 11 Kasım 2025 tarihinde tamamlandı. Dosyada örgüt lideri sıfatıyla gösterilen İmamoğlu hakkında; suç işlemek amacıyla örgüt kurma, rüşvet alma ve verme, suç gelirlerini aklama, kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık, kişisel verileri kaydetme ve yayma, suç delillerini gizleme, haberleşmenin engellenmesi, kamu malına zarar verme, halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma, irtikap, ihaleye fesat karıştırma, çevrenin kasten kirletilmesi ile Vergi Usul, Orman ve Maden kanunlarına muhalefet suçlamaları yer alıyor. İmamoğlu hakkında 142 farklı fiil gerekçesiyle 828 yıl 2 aydan 2 bin 352 yıla kadar hapis cezası talep ediliyor.

Mali İşler Müdüründen Komisyon Açıklaması

Maltepe ilçesinde alıkonulduktan sonra Tuzla’daki şantiye alanında yer alan prefabrik bir yapıda bulunan ve hastanedeki tedavisinin ardından taburcu edilen Kültür A.Ş. Mali İşler Müdürü tutuksuz sanık Erhan Karaal savunmasında şu ifadeleri kullandı:

“Şirketteki asıl görev tanımım ve sorumluluklarım temel olarak şirketin tutmakla zorunlu olduğu defterlerin tutulması, beyannamelerin zamanında verilmesi, şirketimizin işlettiği yerlerin günlük gelirlerinin bankalara doğru yatıp yatmadığının kontrol edilmesi ve başta maaş, vergi ve SGK olmak üzere diğer ödemeleri ve tahsilatların takibini yapmaktır. Bunun yanı sıra şirketin ihalelerinde yasal zorunluluk nedeniyle oluşturulan ihale komisyonlarında mali üye olarak yer almaktayım. Mali üyenin komisyonda bulunması iradi değil, tamamen kanundan ve yönetmelikten kaynaklanan bir zorunluluktur. Rüşvete aracılık etmekle suçlandığım kişilerle hayatımın hiçbir döneminde tanışıklığım olmamıştır. Yan yana gelmişliğim yoktur. Herhangi bir maddi ilişkim veya menfaatim söz konusu değildir.”

Etkin Pişmanlıktan Yararlanan Sanığın İfadeleri

Etkin pişmanlık hükümleri kapsamında ifade veren tutuksuz sanık Serdar Haydanlı ise savunmasında şunları kaydetti:

“Reklam ve tanıtım sektöründe çalışmaktayım. Delile dayanmayan iddialarla sanık konumundayım. 2019 yılı sonu itibarıyla yaklaşık 17 milyon tutarında hak ediş ve teminat alacağım bulunmaktaydı. Yeni yönetimin göreve gelmesinden sonra Serdal Taşkın tarafından Sütlüce’de bulunan iletişim çadırına çağrıldım. Bu görüşmede Taşkın’ın ‘Ticaret mi yapmak istiyorsunuz, siyaset mi?’ demesi üzerine ben sadece ticaretle ilgilendiğimi, işimi yapmak ve alacağımı almak istediğimi belirttim. Görüşmelerin devamında, önceki dönemden kalan işleri sürdürebilmem ve içerideki hak edişleri alabilmem için kendilerinin göstereceği firmalarla çalışmam gerektiği söylendi. Hatta açılacak ihalelere girmem gerektiği yine Taşkın tarafından belirtildi. Yapmam gereken diğer işler bana yaptırılmadı, bana yaptırılmayan işlere ilişkin başka firmaların düzenledikleri faturaların benim kendi şirket kayıtlarıma alınarak sunulması istendi. Ben bunu yapmadım. Bu nedenle en son 2020 Mart ayında fatura kesmiş ve iş yapmış oldum. O günden bugüne kadar İBB ve iştirakleriyle herhangi bir ticari ilişkim olmamıştır. Olaylar hukuki çerçeve içinde değerlendirildiğinde, benim konumum sanık olarak değil, kamu görevlilerinin yetki ve nüfuzlarını kullanarak kurdukları baskının mağduru olarak ele alınması gerektiği görülecektir. Benim bir kamu kurumunu aldattığım veya kamu kurumu görevlilerini yönlendirdiğim dolandırıcılık ilişkisi değil, kamu görevinden kaynaklanan yetki ve nüfuz kullanılarak zaten hak etmiş olduğum alacağa ulaşabilmenin birtakım koşullara bağlandığı bir baskı süreci söz konusudur. Ben bu süreçte bir suçun faili veya yardım edeni değil, suçun mağduruyum.”