SDÜ’den Dr. Meltem Kaçıkoç, Göller Yöresi’ndeki stratejik öneme sahip Eğirdir, Burdur ve Beyşehir göllerindeki su kaybına dikkat çekti. Yapılan araştırmaya göre son 34 yılda Burdur Gölü 14,8 metre, Beyşehir Gölü 6,6 metre ve Eğirdir Gölü 2,3 metre seviye kaybetti.
Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölümü’nden Dr. Meltem Kaçıkoç, Türkiye’deki doğal göllerin iklim değişikliği ve insan kaynaklı faktörler nedeniyle ciddi bir baskı altında olduğunu açıkladı. Yükselen sıcaklıklar, kar yağışındaki azalma ve düzensiz yağışların yanı sıra tarımsal sulama ile kontrolsüz yer altı suyu kullanımının göllerin su dengesini bozduğunu belirten Kaçıkoç, durumun Göller Bölgesi’nde kritik seviyeye ulaştığını vurguladı.
Stratejik Göller Kuraklık Riski Altında
Tarım ve Orman Bakanlığı verilerine göre Sapanca’dan Beyşehir’e kadar pek çok gölün öncelikli risk grubunda olduğunu ifade eden Dr. Kaçıkoç; Beyşehir, Eğirdir ve Burdur göllerinin ekosistemdeki rollerine değindi. Beyşehir’in en büyük tatlı su rezervi, Eğirdir’in ise içme suyu ve tarım için hayati öneme sahip olduğunu hatırlatan Kaçıkoç, Burdur Gölü’nün ise iklim değişikliğinin etkilerinin en net görüldüğü laboratuvar niteliğinde bir havza olduğunu belirtti.
En Büyük Kayıp Burdur Gölü’nde: 14,8 Metre
DSİ’nin 1990-2024 yılları arasındaki verilerini paylaşan Dr. Kaçıkoç, ortaya çıkan çarpıcı rakamları şu şekilde sıraladı:
“Beyşehir Gölü’nde yıllık ortalama su seviyesi 1990 yılında 1128,52 metreyken 2024 yılında 1121,97 metreye düşmüş, yaklaşık 6,6 metrelik seviye kaybı meydana gelmiştir. Eğirdir Gölü’nde ise yıllık ortalama su seviyesi 916,84 metreden 914,50 metreye gerilemiş ve toplamda 2,3 metrelik düşüş gerçekleşmiştir. En çarpıcı tablo Burdur Gölü’nde görülüyor. Burdur Gölü’nün yıllık ortalama su seviyesi 1990 yılında 851,88 metreyken 2024 yılında 837,12 metreye kadar düşmüş, böylece yaklaşık 14,8 metrelik kayıp ortaya çıkmıştır.”
Ekolojik Direnç Azalıyor, Kirlilik Artıyor
Hacim kaybının milyonlarca metreküp su anlamına geldiğini ve göllerin kendini yenileme kapasitesinin düştüğünü belirten Kaçıkoç, “Su sıcaklığı artmakta ve kirleticilerin yoğunluğu hızla yükselmektedir. Bu durum, alg patlamalarına, oksijen seviyelerinin düşmesine ve ekosistem dengesinin bozulmasına neden olmaktadır” uyarısında bulundu.
“Sadece İklim Değişikliğiyle Açıklanamaz”
Sorunun sadece doğa olaylarından kaynaklanmadığını, plansız su kullanımının süreci hızlandırdığını vurgulayan Dr. Meltem Kaçıkoç, çözüm yollarına ilişkin şu ifadeleri kullandı:
“Yürütülen modelleme çalışmaları, doğru planlama ve kararlı uygulamalarla su kaybının yavaşlatılabileceğini; su seviyesi yönetimi, su çekimlerinin denetlenmesi ve kirlilik yüklerinin azaltılmasıyla göllerin ekolojik direncinin güçlendirilebileceğini ortaya koymaktadır. Ancak bunun için kamu kurumları, yerel yönetimler, bilim insanları ve su kullanıcılarının ortak bir hedef doğrultusunda, aynı sorumluluk bilinciyle hareket etmesi gerekmektedir.”
