Gaziler Günü, şanlı tarihimizin aziz hatıralarından biri olan gazilerimizin fedakârlıklarının hatırlandığı ve onlara olan şükranlarımızı sunduğumuz özel bir gündür. “Gazi” unvanı, savaş meydanlarında cesaretiyle destan yazan ve vatanını, milletini, mukaddesatını korumak uğruna canını ortaya koyan kahramanlara verilen yüce bir makamdır. Bu unvan, Kur’an-ı Kerim’de ve Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) hadislerinde müjdelenen, Allah katında büyük bir değer ve mertebe taşıyan kimseleri ifade eder.
Gazilerimiz, savaş meydanlarında Allah’ın rızasını kazanma niyetiyle canlarını ortaya koymuş, İslam’ın “cihad” anlayışını şuurla yerine getirmiş kahramanlardır. Rabbimizin Enfal Suresi’nde buyurduğu üzere, “Ey iman edenler! Savaşta sabırlı ve sebatkâr olun. Allah’a karşı gelmekten sakının ki başarıya erişesiniz.” (Enfal, 8/45). Bu ayet, gazilerimizin sabır ve direncinin, imanla yoğrulmuş bir iradenin yansıması olduğunu bizlere hatırlatmaktadır. Onlar, vatan toprağı uğruna çektikleri çilelerle sabır imtihanından geçmiş, bu yolda şehadet makamına en yakın mertebede olan kişilerdir.
Gazilerimiz, “mü’min kardeşliğinin” en somut örneğini teşkil ederler. Müslümanlar arasındaki dayanışmayı, yardımlaşmayı ve fedakârlığı en üst seviyede yaşamışlardır. Efendimiz’in (s.a.v) şu mübarek sözü de gazilerimizin değerini en güzel şekilde ifade etmektedir: “Allah yolunda cihad eden kimse, Allah’ın garantisi altındadır. Allah onu ya şehit olarak cennete alır ya da gazi olarak evine sağ salim döner.” (Buhari, Cihad, 2). Bu hadis-i şerif, gazilik makamının ulviyetini ve bu makamın Allah katındaki değerini bir kez daha gözler önüne sermektedir.
Gazilerimizin manevî olarak taşıdığı bu yüce unvan, aynı zamanda bizlere bir sorumluluk yüklemektedir. Onların fedakârlıklarını sadece anmak değil, aynı zamanda her birimize düşen borcu yerine getirerek vatanımıza, milletimize ve değerlerimize sahip çıkmak zorundayız. Gazilerimiz, hayatlarının her safhasında “sabr-ı cemil” ile hareket etmiş, yaşadıkları zorluklar karşısında tevekkül etmişlerdir. Bu tevekkül, Allah’ın rahmetine olan sarsılmaz güvenin ve imanla dolu yüreklerin göstergesidir.
Bugün bizlere düşen ise gazilerimize karşı olan minnet ve şükran borcumuzu sadece sözlerle değil, fiillerimizle de yerine getirmektir. Onların fedakârlıklarını asla unutmamalı, hatıralarını yaşatmalı ve gelecek nesillere taşımayı kendimize bir vazife bilmeliyiz. Özellikle de hayatta olan gazilerimizin sağlık ve sıhhatine duacıyız. Onların yaşadıkları zorluklar ve fedakârlıkları göz önüne alarak, her birine minnet dolu dualarımızı sunuyoruz. Allah onlara hayırlı ve uzun ömürler nasip etsin. Her biri bizim için birer manevi mirastır; bu mirası layıkıyla korumak hepimizin boynunun borcudur.
Öte yandan, ebediyete intikal eden gazilerimizi de rahmetle anıyoruz. Rabbim, şehitlerimizle birlikte onları da cennetin en yüce makamlarında ağırlasın. Onların bıraktığı bu kutsal mirası, gelecek nesillere taşımak ve bu emanete sahip çıkmak, hepimizin boynunun borcudur. Gazilerimizin bizlere hatırlattığı en önemli değerlerden biri de birlik ve beraberliğimizdir. Zira, “Bir Müslüman diğer Müslüman’ın kardeşidir; ona zulmetmez, onu düşmana teslim etmez. Kim bir mü’min kardeşinin ihtiyacını karşılarsa, Allah da onun ihtiyacını karşılar.” (Buhari, Mezalim, 3). Bu kardeşlik bilinciyle gazilerimize sahip çıkmalı, onların fedakârlıklarını asla unutmamalıyız.
Son olarak, gazilerimize dualarımızı esirgememeli, her birinin Allah katında mükâfat bulmasını niyaz etmeliyiz. Rabbim, gazilerimize hayırlı ve uzun ömürler versin; onların fedakârlıkları sayesinde bugün hür yaşadığımız bu topraklarda, birlik ve beraberlik içinde, dinimiz ve bayrağımız altında daha nice güzel günler yaşamayı bizlere nasip etsin. Onlara olan borcumuz, sadece anmakla değil, emaneti layıkıyla taşımakla ödenir. Unutmayalım ki, gazilerimizin fedakârlıkları bizlere Allah’ın bir lütfu ve ihsanıdır. Rabbim, bizlere de o yolda sabır, dirayet ve iman nasip etsin. Abdurrahim Solmaz Gen. Yayın Yön.

