Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Eğitim-Bir-Sen’den Dev Araştırma: Kadın Eğitimciler Doğum İzninin 1 Yıla Çıkarılmasını İstiyor

Eğitimciler Birliği Sendikası (Eğitim-Bir-Sen), çalışma hayatındaki zorlukların nüfus artış hızındaki

Eğitimciler Birliği Sendikası (Eğitim-Bir-Sen), çalışma hayatındaki zorlukların nüfus artış hızındaki düşüşe etkisini ve alınması gereken önlemleri belirlemek amacıyla gerçekleştirdiği kapsamlı saha araştırmasının sonuçlarını kamuoyuyla paylaştı. 81 ilde 15 bin 44 kadın eğitim çalışanının katılımıyla yapılan araştırma, doğum izni, süt izni ve esnek çalışma modellerine dair çarpıcı talepleri ortaya koydu.

Doğum İzni 16 Haftadan 60 Haftaya Çıkarılmalı

Eğitim-Bir-Sen Stratejik Araştırmalar Merkezi (EBSAM) ve Kadın Komisyonu iş birliğiyle Aralık 2025’te gerçekleştirilen araştırmaya göre, katılımcıların yüzde 97,1’i mevcut doğum izni süresini yetersiz buluyor. Kadın eğitim çalışanlarının yüzde 90,8’i, mevcut 16 haftalık iznin, doğum öncesi 8 ve doğum sonrası 52 hafta olmak üzere toplam 60 haftaya (yaklaşık 1 yıl) çıkarılmasını talep ediyor.

Haftalık Çalışma Süresi 32 Saate Düşürülmeli

Araştırmada öne çıkan diğer kritik talepler ise şu şekilde sıralandı:

  • Esnek Çalışma: Katılımcıların yüzde 91,8’i yarım zamanlı çalışma uygulamalarının genişletilmesini, yüzde 95,8’i ise bu süreçte özlük haklarının korunmasını istiyor.

  • Çalışma Saatleri: Kadın kamu görevlileri için haftalık çalışma süresinin 32 saate düşürülmesi ve çocuk sayısına göre düzenleme yapılması beklentisi vurgulandı.

  • Babalık İzni: Aile bütünlüğünün korunması için babalık izin sürelerinin de artırılması gerektiği kaydedildi.

Sıdıka Aydın: “Bu Araştırma Sahadan Gelen Bir Uyarıdır”

Eğitim-Bir-Sen Genel Merkez Kadın Komisyonu Başkanı Sıdıka Aydın, sonuçlara ilişkin yaptığı açıklamada Türkiye’nin derin bir demografik dönüşümden geçtiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Türkiye, uzun süredir sessiz ama derin bir demografik dönüşümün içinde. Nüfusumuz yaşlanıyor, doğurganlık oranları düşüyor. Politika yapıcılar, bu araştırmayı sadece bir talep olarak değil, sahadan gelen bir uyarı olarak görmelidir. Sahadaki kadınlar açıkça şunu söylüyor: ‘Anne olmak istiyorum ama çalışma hayatı buna izin vermiyor, bu şartlarda annelik sürdürülebilir değil.’ Mevcut doğum izni politikası, sahadaki gerçeklikle örtüşmüyor ve yeniden ele alınması gerekiyor. Kadınlar çalışmak istiyor, anne de olmak istiyor; ama ikisi arasında bir tercih yapmak zorunda kalmak istemiyor.”

Aydın, kadınların yüzde 70’inden fazlasının doğum sonrası işe dönüşte yeterli destek görmediğini ifade ederek, “Annelik hakları güçlenmeden ne doğurganlık artar ne istihdam sürer” dedi. Araştırma sonuçlarının, kadın emeğinin korunması ve kamuda nitelikli insan kaynağının sürdürülebilirliği açısından stratejik bir yol haritası sunduğu belirtildi.