Uludağ Üniversitesi 2026-2027 akademik yılı, Prof. Dr. Mete Cengiz Kültür Merkezi’nde düzenlenen törenle başladı. Geniş katılımla gerçekleşen programda “Terörsüz Türkiye” başlıklı ilk dersi AK Parti Genel Başkan Vekili Efkan Ala verdi. Törende Bursa Valisi Erol Ayyıldız, AK Parti Bursa milletvekilleri Refik Özen ve Emine Yavuz Gözgeç, Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba, Bursa Cumhuriyet Başsavcısı Mustafa Çelenk, Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, İl Emniyet Müdürü Kadir Gökçe, Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz ile çok sayıda akademisyen, öğrenci ve davetli hazır bulundu.
Kürsüde yaptığı konuşmada milletin özgüvenine dikkat çeken Ala, şu ifadeleri kaydetti:
“İnanılmaz başarılara imza atabiliriz, çünkü bu gelenek ve özgüven de bizde var. Arkadaşlarım, kardeşlerim; yaşadıklarımızdan şunu gördük ve biliyoruz. İnsanların kendilerine özgü karakterleri ve birtakım nitelikleri vardır. Toplumlar için de aynı durum geçerlidir. Bazı toplumların özgüveninin daha düşük olduğunu, bazılarının ise inanılmaz bir özgüvene sahip olduğunu görüyoruz”
Bursa’nın Üretim Gücü Ve Sabotajların Bertarafı
Bursa’nın küresel çaptaki iktisadi rolüne işaret eden ve geçmişte yaşanan tecrübeleri aktaran Efkan Ala, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Artık şehirler, başka ülkelerin şehirleriyle yarışıyor. Dolayısıyla bu potansiyel bizde var. Daha önce burada bazı denemeler yaptığımızda, ‘Aradaki fark ne?’ diye sorabilirsiniz. ‘Şimdi bunun başarılı olacağını söylüyorsunuz. Daha önce de denediniz ama olmadı. Peki, şimdi neden başarılı olsun?’ diyebilirsiniz. Evet kardeşlerim, bunları daha önce hep birlikte yaşadık. Herkesin bildiği gerçekleri saklamanın, gizlemenin veya bunları dile getirmemeyi bir politika haline getirmenin faydası yok. Herkes her şeyi biliyor. Daha önce devlet kurumlarının içine yerleşmiş olan yapılanmalar, ister FETÖ olsun ister başka saiklerle hareket eden çeteler, siyasetçilerin bir çözüm ortaya koyması durumunda bu çözümü sabote etmek için devletin bütün kaynaklarını kullanıyordu ve kullandı. Süreci sabote ettiler. Ancak şu anda bu yapılanmalar, en azından uygulamada, büyük ölçüde temizlendi. Provokasyon ve sabotaj imkanlarını kaybettiler. Dolayısıyla devlet kurumları, artık halktan aldığı güçle halkın iradesini yansıtan siyasi iradenin aldığı kararları uygulama konusunda tereddüt göstermiyor. Bu, son derece önemli bir gelişmedir”
Örgütün Tasfiyesi Ve 87 Milyonluk Ortak Hedef
Nihai maksadın terörün tamamen sonlandırılması olduğunu belirten Ala, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Kıymetli kardeşlerim, bu süreç de tamamlandıktan sonra elbette diğer birçok sorunu da birlikte ele alacağız. Türkiye’nin önünü daha da açtığımızda ülkemizin katedeceği mesafeler çok daha fazla olacaktır. Türkiye’nin potansiyeli bütünüyle harekete geçecektir. Böylece içeride enerjimizi tüketmek yerine 87 milyonluk nüfusumuzla hedeflerimiz doğrultusunda ilerleyebileceğiz. Ekonomi ve siyaset alanında çalışan, bu alanlarda eğitim gören veya bu konulara ilgi duyan arkadaşlarımız dünyanın ekonomik gelişimini yakından takip ediyordur”
Sivil Toplum Sözleşmesi Çağrısı
Demokrasi çıtasını yükseltmenin temel şartının yeni bir anayasa olduğunu dile getiren Ala, konuşmasında şu sözlere yer verdi:
“Devletin içine girmiş çeteleri bertaraf ettik. Özgürlükler konusunda en azından şu mutabakatı sağladık; daha fazla demokrasinin kimseye bir zararı yok, herkese faydası var. Onun için gelişmiş bir demokrasiyi inşa etmenin ve onu garantiye almanın yolu, sivil bir toplum sözleşmesi, bir sivil anayasadır”
“Özgürlükler konusunda da en azından şu mutabakatı sağladık; daha fazla demokrasinin kimseye zararı yok, aksine herkese faydası var. Bu nedenle gelişmiş bir demokrasiyi birlikte inşa etmenin, yaptıklarımızı güvence altına almanın ve yapacaklarımızın önünü açmanın yolu, Türkiye’nin kendisine ve geçmişine layık, geleceğini güvence altına alan ve önünü açan sivil bir toplum sözleşmesinden, yani sivil anayasadan geçiyor. Bütün bunları güvence altına alacak, önümüzü açacak ve bu iklimi daha sağlam temellere oturtacak bir sivil anayasa çalışması yapmalıyız. Nitekim bu çalışmayı yürütüyoruz. Umuyorum ve ümit ediyorum ki Türkiye bu konuda da başarılı olacaktır”
Fikir Özgürlüğü Ve Eşit Yurttaşlık
Toplumsal diyaloğun zeminine işaret eden Ala, mutabakat çağrısını şu cümlelerle sürdürdü:
“Herkes masanın etrafına gelsin ve düşüncelerini özgürce ifade etsin. Birçok konuda anlaşamayabiliriz. Bu konuları bir kenara bırakır, anlaştığımız konularda bir metin ortaya koyar ve bir anayasa hazırlarız. Böylece ülke içindeki bu tartışmaları artık geride bırakırız. Bu memlekette her bir gencimizin, her bir akademisyenimizin ve her bir vatandaşımızın eşit haklara sahip olduğunu söylüyoruz. Öyleyse bunu hazırlayacağımız bir metinle güvence altına alalım. Aynı zamanda herkesin önünü açalım. Düşüncelerin korkulardan arındığı bir ortamı hep birlikte oluşturalım. Böylece zihinlerin yarıştığı ve bilginin en önemli faktörlerden biri haline geldiği dünyada artık geri kalmayalım”
Ortak Hedefler Ve Güçlü Birlik İklimi
Türkiye’nin öncelikli yol haritasına değinen Ala, şunları söyledi:
“Bu sorunları çözmeliyiz ki rahatlayalım ve özgürleşelim. Temel sorunlarımızdan biri ‘Terörsüz Türkiye’ hedefiyse, bir diğeri de özgürlükleri ve demokrasiyi güçlendirmektir. Ekonomi başta olmak üzere birçok alanda da siyasi mutabakat bulunuyor. Uygulamada sorunlar yaşanabilir ancak Türkiye’nin piyasa ekonomisi ve girişimcileriyle hedeflerine ulaşması, ihracatını artırması ve üretimini yükseltmesi gerektiği konusunda genel bir mutabakat var. Bu konularda hepimiz hemfikiriz. Nasıl yapılacağı konusunda ise tartışmalar yaşanıyor. Bu tartışmalar her zaman olacaktır ve olmalıdır da. Ancak genel siyasi hedefler konusunda bir mutabakatın bulunduğunu görmek bana huzur ve güven veriyor. Bu mutabakat sayesinde hedeflerimize ulaşabileceğimize inanıyorum”
Geniş Tabanlı Katılımcı Yönetim Anlayışı
Akademi ile siyaset kurumunun ortak sorumluluğuna değinen Efkan Ala, sözlerini şu ifadelerle noktaladı:
“Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu başarıya ulaşmasının yolu, bütün kesimlerin hep birlikte hareket etmesinden ve herkesin bulunduğu yerde yapabileceği katkıyı sunmasından geçiyor. Bunun yolu da hep birlikte, herkesin kendisini iyi hissedeceği bir yönetim iklimi oluşturmaktan geçiyor. Sizler akademide bu iklimi oluşturmaya çalışacaksınız. Biz siyasette bunu gerçekleştirmek için çaba göstereceğiz. Çalışanlar, iş yeri sahipleri ve fabrikatörler de kendi iş yerlerinde aynı iklimi oluşturmaya çalışacaklar. Bütün bunları hep birlikte tartışacak ve konuşacağız. Elbette en büyük sorumluluğun siyasi kanatta olduğunu da belirtmek istiyorum. Çünkü bütün bu çalışmaların temel çerçevesini oluşturacak yetki, görev ve sorumluluk siyaset kurumuna aittir. Bununla birlikte akademinin de siyaset kurumuna katılımıyla destek vermesinin önemli bir sorumluluk olduğunu hatırlatmak istiyorum. Arkadaşlar, katılımcı demokrasiyi güçlendirmeliyiz”
