Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Doç. Dr. Okan Bilgin: “Okul Güvenliği X-Ray ile Değil, Psikolojik Destekle Sağlanır”

ZONGULDAK Bülent Ecevit Üniversitesi (BEÜN) Psikolojik Danışma ve Rehberlik Uygulama

ZONGULDAK Bülent Ecevit Üniversitesi (BEÜN) Psikolojik Danışma ve Rehberlik Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Okan Bilgin, okullarda artan şiddet olaylarına karşı çarpıcı açıklamalarda bulundu. Bilgin, sorunun sadece fiziksel güvenlik önlemleriyle çözülemeyeceğini vurgulayarak, “Bu olaylar kapıya güvenlik görevlisi ya da X-ray cihazı koymakla çözülmez; rehber öğretmen sayısı artırılmalı” dedi.

Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi PDR Merkezi Müdürü Doç. Dr. Okan Bilgin, okul baskınları ve şiddet olaylarının bireysel öfke patlamalarından çok daha derin psikososyal nedenleri olduğunu belirtti. Risk faktörlerinin önceden tespit edilmesi gerektiğini ifade eden Bilgin; ailevi sorunlar, dijital bağımlılık ve aidiyet duygusunun eksikliğine dikkat çekti.

“Okula Aidiyetin Düşük Olması Büyük Bir Risk”

Şiddete meyilli bireylerin gelişim sürecindeki risk faktörlerini sıralayan Doç. Dr. Bilgin, şu ifadeleri kullandı:

“İletişim kopukluğunu son zamanlarda çok görüyoruz aileler içinde. Özellikle ergen çocuklarda ailelerin iletişim kopukluğu yaşaması, yine aile içi şiddet ve bir istismar öyküsünün olması ve yanlış ebeveyn tutumları, otoriter ya da ihmalkar, ilgilenmeyen aile tutumları da bunda etkili. Okul ortamında baktığımızda ise akran zorbalığı, özellikle burada çok önemli bir boyut taşıyor. Öğrencilerin okula aidiyet düzeylerini artırmamız gerekiyor. Aidiyetlerinin düşük olması bir risk faktörü. Dijital ve sosyal etkiye baktığımızda da özellikle beyin gelişimi 21 yaşına kadar milyarlarca nöronun etkileşimiyle sürüyor. Bu süre zarfında özellikle 21 yaşına kadar çocukluk ve ergenlik döneminde şiddet içeriklerine, dijital olarak oyunlara ya da filmlere maruz kalmak sürekli ergenlerde ciddi bir beyinsel hasar oluşturuyor ve şiddete meyilli hale getiriyor. Sosyal izolasyon, sosyal olarak kendini geri çekme, arkadaşlarının olmaması, sürekli evde yalnız takılması da bir risk faktörü oluşturuyor.”

“Şiddet Bir Anda Ortaya Çıkmaz, Sinyal Verir”

Çocukların şiddet eylemine yönelmeden önce çevrelerine belirli sinyaller verdiğini söyleyen Bilgin, aileleri ve okul yönetimlerini uyardı:

“Hiçbir çocuk bir anda bu tür davranışları sergileyecek duruma gelmiyor. Bu kesinlikle bir süreç meselesi. Bu süreçte aslında gözlemleyebileceğimiz ama gözden kaçırdığımız, ailelerin veya okulların sinyalleri olabilir. Öncellikle eğer çocuğunuz çok fazla kendini geri çektiyse, yani sosyal olarak geri çekilme diyoruz. Arkadaş çevresinden, ailesinden kopup saatlerce odasında tek başına vakit geçirmeye başladıysa, ani öfke patlamaları, daha önce yaşanmayan öfke patlamaları yaşıyorsa, şiddet içerikli yazışmalar, resimler gözlemliyorsak, silahlı aletlere karşı bir ilgi artışı gözlemliyorsak bu çok önemli. Bu noktada ailelere sorumluluk düşüyor. Okul olarak ise kesinlikle akran zorbalığına sıfır toleransla yaklaşmamız gerekiyor.”

“X-Ray Cihazı Çözüm Değil, Takip Sistemi Şart”

Güvenlik vurgusunun psikososyal süreçlerin önüne geçmemesi gerektiğini savunan Doç. Dr. Okan Bilgin, çözüm önerilerini şöyle özetledi:

“Son günlerde bu olaydan sonra güvenlik olayı, sürekli güvenliğe vurgu var. Tabii ki güvenlik önemlidir, olmalıdır ama bu sorunu biz güvenlik önlemleri alarak çözebilmemiz mümkün değil. Çünkü bunun altında yatan çok fazla psikososyal süreç var. Gözlemlediğimiz kadarıyla dışarıdan yapılan bir saldırı olarak da görmyoruz. Bizzat okulun öğrencisi bunu yapıyor. O yüzden alacağımız bir güvenlik önlemiyle bu sorunu çözemeyiz. Bu olaylar kesinlikle kapıya güvenlik görevlisi ya da X-ray cihazları konulmasıyla çözülebilecek bir sorun değildir. Bu tarz önlemler alınabilir elbette ki bir güven ortamı oluşması açısından ama sorunun çözümü olmayacaktır. Burada çocukların aileden başlayarak, aile eğitimiyle daha sonra da okula başladığı dönemlerde sürekli ve düzenli gelişim raporlarının takibi, çocuklarımıza sürekli risk tanılama tespitinin yapılması, yine öğrencilerimizin çocuklarımızın verdiği sinyallerin takibinin yapılması gerekiyor.”

“Psikolojik Danışman Sayısı Artırılmalı”

Öğrenci takibinin sürekliliğinin önemine değinen Bilgin, rehberlik hizmetlerinin kapasitesinin genişletilmesi gerektiğini belirterek sözlerini şöyle tamamladı:

“Bazı öğrencilerde öfke patlamaları, saldırgan davranışlar oluyor ama hiç göz önünde olmayan, tespiti kaçırdığımız kendi içine kapanmış sosyal olarak çekilmiş öğrencilerimiz var. Bunların davranışlarının takibi bizim için çok önemli. Benim önerim, güvenlik görevlisinden ziyade psikolojik danışman, rehber öğretmenlerin sayısının artırılması bence bu noktada çok daha önemli olacaktır. Çünkü 100 öğrenciyi takip etmekle, 500 öğrenciyi takip etmek aynı olmayacaktır. Öğrencinin bire bir takibi, bir de düzenli izlemeyi kaçırıyoruz. Bir öğrenciyi takip ediyoruz, öğretmen ya da okul değişikliğinde öğrencinin takibi kaçıyor. Kesinlikle dosyalamayı çok iyi tutup öğrencimizin anaokulundan itibaren, eğitim sistemine girdikten sonra çok düzenli sistemli takip edilmesi gerekiyor. Bu noktada da ailelerin hiç çekinmeden profesyonel desteğe başvurmaları çok önemli.”