Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) öğretim üyesi Dr. İsmail Sabah, Çanakkale Savaşları sırasında sergilenen eşsiz kahramanlıkların unutulmaması için o dönemde verilen özel emirlere dikkat çekti. Dr. Sabah, 2’nci Tümen Komutanı Yarbay Hasan Askeri Bey’in verdiği emir sayesinde, muharebe kayıtlarının (harp cerideleri) birer tarih hazinesine dönüştüğünü belirtti.
Dünyanın en kanlı çarpışmalarına sahne olan Çanakkale Cephesi’nde yaşananların günümüze ulaşmasında bu kayıtların kritik rol oynadığını ifade eden Dr. Sabah, Yarbay Hasan Askeri Bey’in askerlerine; olayların ayrıntılarını sıcağı sıcağına, üzerlerindeki tesiri kaybolmadan not etmeleri talimatını verdiğini söyledi.
“Gerçek Kahramanlığı Şahitlerin Dilinden Okuyoruz”
Çanakkale Savaşları’nın Türk tarihinin dönüm noktalarından biri olduğunu vurgulayan Dr. İsmail Sabah, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Bu muharebeler esnasında onlarca hatta yüzlerce kahramanlık sergilenmişti ki bu sebeple Çanakkale Muharebeleri’nde adını tarih altın harflerle yazdıran isimlerden biri olan Mustafa Kemal Atatürk daha sonra şunu söyleyecekti; ‘Çanakkale Muharebeleri Türk askerinin ruh kudretini gösteren şayanı hayret ve tebrik bir misaldir.’ Ancak bu noktada şunu da vurgulamadan geçmemek lazım. Çanakkale Muharebeleri’nde gösterilen bu kahramanlıkların hatırlanması ve kayda geçmesinde harp ceridelerinin çok büyük bir önemi vardı. Harp ceridelerini okuduğumuzda Çanakkale’deki gerçek kahramanlığı, bu kahramanlığı yaratanların ya da şahit olanların ağzından, dilinden okuma fırsatını da yakalamış oluyoruz.”
Gelecek Nesillere Şan ve Şeref Mirası
Yarbay Hasan Askeri Bey’in, kendisine bağlı alaylardan olayların tafsilatını eksiksiz şekilde ceridelere geçirmelerini istemesinin temel amacının gelecek nesillere (ahlafa) bir onur kaynağı bırakmak olduğunu belirten Dr. Sabah, “Böylelikle bu kahramanlık hikayeleri hem ailelere bir miras kalacak, aileler de bu kahramanlıktan, bu şereften hissedar olacak ve aynı zamanda ailelerin de tarihi vücut bulmaya başlayacaktır” dedi.
“Askerlerin En Büyük Korkusu Unutulmaktı”
Savaşın duygusal boyutuna ve askerlerin ruh haline değinen Dr. Sabah, 1’inci Kerevizdere Muharebesi’nde şehit düşen Teğmen İbrahim Naci’nin günlüklerinden örnek vererek şunları kaydetti:
“Örneğin burada bir örnek vermek gerekirse yine Hasan Askeri Bey’in emirinde 1’inci Kerevizdere Muharebesi’nde şehit olan 71’inci Alay 3’üncü Taburda Teğmen İbrahim Naci’den bahsetmek lazım. Kendisi özellikle hatıralarında şehit mezarlarını gördüğünde şunları söyler; ‘Şimdi doğrusu kalben pek sarsılmış bir haldeyim. Kendisi kim bilir nasıl bir naz u niyaz içinde büyümüş. Ne yüce anne baba şefkati ve merhametiyle yetiştirilmiş bu vücutlar. Şimdi nerede yatıyorlar? Ne merhametsiz ne kadar feciydi. Issız dağlarda şöyle birkaç kazma darbesiyle açılmış bir çukura atılarak sonra başucuna bir kırık tahta veya ağaç belki de hiçbir şey koyulmayarak, her şeyden ve herkesten uzak terk edilmiş olmak.’ Yani İbrahim Naci bu satırlarla aslında burada savaşan askerlerin en büyük korkusunun da unutulmak olduğunu ifade ettiğini söyleyebiliriz. Dolayısıyla Hasan Askeri Bey vermiş olduğu bu emirle hem bu askerlerin ‘unutulmama’ isteğini yerine getirmiş hem de aradan geçen 111 yıl sonra bile bu cerideler sayesinde Çanakkale Muharebeleri’nin gerçek hikayelerini, kahramanlıklarını okumamıza da bir zemin hazırlamış oldu.”
