Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Bakırköy Musiki Konservatuarı Vakfı’nda ‘Usulsüzlük’ İddiası Yargıya Taşındı

Bakırköy’de 1985 yılında dernek olarak kurulan ve 1999’dan bu yana

Bakırköy’de 1985 yılında dernek olarak kurulan ve 1999’dan bu yana vakıf statüsünde tarihi İspirtohane binasında faaliyet gösteren Bakırköy Musiki Konservatuarı Vakfı (BMKV), “usulsüzlük” iddialarıyla çalkalanıyor. Vakfın 28 Şubat’ta gerçekleştirilen olağan genel kurulu, yönetim kurulu üyeleri tarafından yargıya taşındı.

Vakıf yönetim kurulu üyesi ve genel kurulda başkan adayı olan Zafer Yılmaz, 41 yıldır başkanlık görevini yürüten Hikmet Özkahraman’ın kurumu bir ticarethane gibi yönettiğini iddia etti. Kongre sürecinde yaşananları anlatan Yılmaz, “28 Şubat’ta olağan kongremiz oldu. Bu kongremizde usulsüz bazı durumlar söz konusu oldu. Bununla ilgili mahkemelere bir şikayette bulunduk. Kapalı oy olarak yapılması gereken kongre açık oyla yapıldı. Kongre salonuna girmemesi gereken kişiler kongre salonu içerisine girdi. Vekaletlerimiz kabul edilmedi. Tabii üye olan 2 tane vekaletimizi Divan Başkanı kabul etmedi. Buna karşın 4 tane fotokopi vekalet tespit ettik, Divan Başkanı’na bunların incelenmesi gerektiğini söyledik ama incelenmedi ve bir karara bağlandı. 28 oya karşı 38 oyla bir karar verildi. Bu kongrede şahsım ve bazı arkadaşlarımın da haberi olmadan bir yönetim kurulu kararı alınmış, 4 kişi üye yapılmış. Bu arkadaşlar genel kurulda oy kullandılar. Bundan bizim haberimiz yok. Bazı üyeler oy kullanırken, kendilerine fişler bile verildi. Tüm bu meseleler kamera kayıtlarında mevcuttur” dedi.

“Vakfı Şahsi Ticarethanesi Gibi Kullanıyor”

Başkan Özkahraman’ın vakfın imkanlarını kendi ticari işleri için kullandığını öne süren Yılmaz, şu ifadeleri kullandı: “Başkanımız Hikmet Özkahraman 41 yıldan beri başkanlık görevini sürdürüyor. Bugüne kadar vakfımızda başka başkan adaylığı dahi konuşulmamıştı. Yönetim biçimini gördükten sonra denetim kurulundaki arkadaşlarımızın da bu konularda muzdarip olduğunu görünce olayların üstüne gittik. Büyük sıkıntılar olduğunu tespit ettik. Başkanımız kendisi de matbaacı olduğu için bazı kitap neşriyat işlerinde basım işlerini kendi yapıyor. Biz kendisini defalarca bu konuda uyardık. Yönetim kurullarında teklif getirilir; bir teklif alınır birkaç teklif arasından bir tanesi seçlir. Bizde hiç böyle bir durum oldu. Kendisi tek bir teklife bunları kabul ettirdi. Açıkçası burayı bir rant kapısı gibi görüyor. Aşağı yukarı 1,5 yıldan beri kendisiyle tartışıyoruz, bunun etik olmadığını. Bir vakıfta, bir başkanın burada ticari bir faaliyet yapamayacağını kendisine defalarca söylememize rağmen; başkanımız ısrarlı bir şekilde bunlara devam ediyor. Başka vakıfların ve derneklerin kitap işlerini, diim ki başka bir vakfın bir kitabı basılacak; bizim vakfımız, üyelerimiz para toplayarak o vakfa bunu resmi olarak vermiş oluyor. Bağış yapıldığını iddia ediyor, karar defterinde böyle bir karar alıyor ama bu vakfın çıkarları ve menfaatleriyle alakalı bir durum değil. Kendi çıkarları ve ticari faaliyetlerinden dolayı vakfın ticari itibarını ve maddi imkanlarını kullanıyor. Kendi şahsi bir ticarethanesi gibi kullanıyor. Vakıf hepimizin ortak malıdır, vakıf hepimizi ilgilendirir.”

Vakıflar Genel Müdürlüğü’nden Ceza İddiası

Vakfın mali kayıtlarındaki belirsizlikler nedeniyle ceza aldığını belirten Yılmaz, “Aynı zamanda Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün bu konuda da vakfımıza kesmiş olduğu cezalar var. Faaliyet alanlarında, hesaplarında müzik ve sanatsal faaliyetlere ayrılan payın belli olmadığına dair, hesapların net olarak anlaşılamadığına ilişkin cezalar aldık. Vakfımız, Vakıflar Genel Müdürlüğünden gelen raporda maddi cezalara hükmedildi” şeklinde konuştu.

Genel kuruldaki adaletsizliğe dikkat çeken Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü: “Divan Kurulu üç kişiden teşekkül etti; Doktor Adnan Çoban başkanlığında, katip Suat Güney ve üye İsmail Bey ile beraber. Bu konularda kendilerine defalarca bu kongrenin, bu divanın bu hukuksuzluğa müsaade etmemesi gerektiğini, bunları bir şekilde burada 4 tane fotokopi oy dediğimiz, ıslak imza olmayan bu oyların kabul edilmemesi gerektiğini kendilerine söyledik. Aynı zamanda bir konuşma imkanı da bulamadık, bir dakika bize müsaade edildi. O 1 dakika bile konuşturulmadık. Burada hukuksuzluk var, burada adaletsizlik var. Zaten 41 yıllık başkan olmaz, burası bir vakıf. Bu şekilde yönetilemez. Biz buna ‘dur’ dedik, elimizden geleni yaptık, durumu hukuki bir mecraya da taşıdık. Buradaki bu olumsuzluklara kanunun ‘dur’ diyeceğini bekliyoruz açıkçası. Yıllar önce vakfa üye olan, vakıf olmadan önce dernek olduğu dönemde ve vakıf olduktan sonra da üye olan üyelerin hiçbir neden olmadan, hiçbir şekilde kendilerine bilgi verilmeden üyelikten atıldığına şahit olduk. ‘Ben size tebligat yaptım, sizi çıkardım; sizin elinize bu evrak ulaşıp ulaşmamış o beni ilgilendirmez’ gibi cümlelerle kendini savundu. Bununla ilgili de bazı arkadaşlarımız Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne müracaatlarını yaptılar. Bir de, ‘Mahkemeye gitsinler, mahkemede aklan gel’ diyor. Bakın bunun hukuki ve adaletli birşey olmadığını, bu konuda 20’ye yakın arkadaşımızın bu şekilde mağdur olduğunu da aynı zamanda belirtmek isterim.”

“Mali Bilgiler Denetim Kuruluna Verilmedi”

Eski Denetim Kurulu Başkanı Ayşe Aksoy ise vakıf yönetimindeki tutarsızlıklara değinerek şunları söyledi: “Geçmiş dönemlerde birçok konuda tutarsızlık, hukuksuzluk ve usule uygun olmayan işler gördüğümüz için, bazı yönetim kurulu üyelerimizle ve denetim kurulundaki arkadaşımla birlikte bu duruma itiraz ettik. Bu yanlışların düzeltilmesi gerektiğini ifade etti. Bu uyarılarımız dikkate alınmadığı için konuyu yargıya taşıdık. İlk olarak mali kongrede itiraz ettik arkasından olağanüstü genel kurul yapıldı. Orada Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün onaylamadığı bir durum oluştu. Üye olmayan kişilerden bir divan heyeti oluşturuldu. Ona da itirazımızı yaptık. 28 Şubat’ta olağan genel kurul yapıldı. Burada da usulsüzlükler devam etti. Kapalı oylama yapılacak diye karar alındı o yapılmadı. Yeterince konuşturulmadık rapor da sunamadık ve kendimizi tanıtamadık. Üyelere verilmesi gereken mali bilgiler verilmedi. Denetim kuruluna da hiçbir bilgi verilmedi. Biz bu detayları yargıya taşıdık. Adalete güvenimiz tam. İnşallah 42 yıldır tek elden yönetilen bir vakıf daha iyi konumlara gelecek çünkü sanatla ilgileniyoruz. Sanata destek vermek istiyoruz.”

Vakıf yönetiminden ise iddialara ilişkin herhangi bir açıklama yapılmadı.