İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Avrupa Sismoloji Komisyonu 40’ıncı Genel Kurulu (ESC2026) ile eş zamanlı düzenlenen Avrupa Sismoloji Kongresi Açılış Töreni’ne katıldı. Kentte gerçekleştirilen organizasyonda Bakan Çiftçi’nin yanı sıra İstanbul Valisi Davut Gül, AFAD Başkanı Ali Hamza Pehlivan, ESC Başkan Yardımcısı ve ODTÜ Öğretim Üyesi Ayşegül Askan, Türkiye Deprem Mühendisliği Derneği Başkanı Mustafa Kerem Koçkar, Cumhurbaşkanlığı Yerel Yönetim ve Afet Politikaları Kurulu Üyesi Nurcan Meral Özel, Kandilli Rasathanesi Direktörü Özer Çinicioğlu ve çok sayıda davetli yer aldı.
Kongre kapsamında Türkiye’nin afet tehlikelerini en aza indirme planları, dirençli yerleşim alanları kurma hedefleri, yapı stoku güvenliği, kentsel dönüşüm hamleleri, sarsıntı sonrası inşa adımları ve bilim odaklı afet stratejileri uluslararası bilim ve mühendislik çevreleriyle ele alınıyor.
Afet Öncesi Tedbir Anlayışı Öne Çıkıyor
Açılış konuşmasında sarsıntıların yıkıcı etkilerini sınırlandırma gerekliliğine değinen İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, “6 Şubat 2023’te yaşadığımız büyük depremlerde 11 ilimiz ve yaklaşık 14 milyon insanımız doğrudan etkilendi. 53 binden fazla insanımızı kaybettik. Kaybettiğimiz bütün vatandaşlarımızı rahmetle anıyorum. Allah hepsine gani gani rahmet eylesin. 6 Şubat bize bir kez daha gösterdi ki depremi engelleyemeyiz; ancak depremin afete dönüşmesini önlemek için yapacağımız, yapabileceğimiz çok şey vardır. Tam da bu noktada devletin sorumluluğu ile bilimin sorumluluğu kesişmektedir. Güvenli bir şehir inşa etmek, mühendislik meselesi olmanın ötesinde aynı zamanda bir kamu ahlakı meselesidir. Bir binanın sağlamlığı, o binada yaşayacak insanlara karşı sorumluluğumuzun; bir okulun güvenliği, gelecek nesillerimize karşı vazifemizin ifadesidir. Bu sebeple afetlere hazırlığı, nesiller boyu karşılığı olan bir medeniyet yatırımı olarak görüyoruz. Hedefimiz; afetten sonra güçlü biçimde müdahale eden devlet kapasitesini, afetten önce riski gören ve tedbir alan devlet anlayışıyla tamamlamaktır” dedi.
Sismik Gözlem Ağı Sınırları Aşıyor
Kurumsal kapasitenin ve sınır ötesi teknik dayanışmanın değerine vurgu yapan Bakan Çiftçi, “Türkiye, AFAD’ın kurulmasıyla afet yönetiminde önemli bir dönüşüm gerçekleştirdi. Risk azaltma, hazırlık, müdahale ve iyileştirmeyi birbirini tamamlayan tek bir sistem olarak ele alıyoruz. Bilimi de karar alma mekanizmamızın asli unsuru olarak görüyoruz. Bugün AFAD teşkilatımızın bin 200’ün üzerindeki deprem gözlem istasyonuyla Avrupa’nın en geniş deprem gözlem ağını işletmesi, Türkiye’nin bilimsel ve teknolojik kapasitesinin kamu güvenliğine dönüşmesinin somut bir göstergesidir. Ülkemizdeki 24 ülkenin depremlerini çözümlemesi, 10 ülke ve 5 uluslararası sismoloji merkezi ile veri paylaşması da bilimin sınırları aşan karakterini ortaya koymaktadır. Çünkü fay hatları pasaport taşımaz. Sismik dalgalar sınır kapılarında durmaz. Bu nedenle daha fazla veri paylaşımına, ortak standartlara, müşterek araştırmalara ve bilimsel bilginin kamu politikalarına daha hızlı aktarılmasına ihtiyacımız vardır. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde risklerini azaltan, şehirlerini dirençli hale getiren, bilimi kamu politikalarının merkezine yerleştiren ve toplumunu afetlere hazırlayan bir Türkiye için çalışıyoruz. Türkiye Yüzyılı’nın şehirlerini de bu anlayışla inşa ediyoruz” değerlendirmesinde bulundu.
İstanbul’da Yapı Güvenliği Çalışmaları Sürüyor
İstanbul Valisi Davut Gül ise mega kentteki yenileme ve güçlendirme verilerini paylaşarak şu açıklamayı yaptı: “Şu an İstanbul’umuzda eğitim tesislerimizin tamamı İstanbul’un en güçlü, en sağlam binaları. Ve bir anlamda da olası bir depremde mahalle ölçeğinde lojistik merkezi olarak kullanabileceğimiz alanlar olarak ortaya çıktı. Şu an itibarıyla İstanbul’umuzda 1 milyon 350 bin bağımsız birim elden geçti ve bunlar yıkılıp tekrardan yapıldı, yapım süreci devam ediyor. Bunların 385 bin tanesi ‘Yarısı Sizden Yarısı Bizden’ kampanyasıyla yapılan. ‘Yarısı Sizden Yarısı Bizden’ kampanyası, vatandaşlar kendi evini yaparken Çevre, Şehircilik Bakanlığımızın sağladığı desteklerle yaklaşık yarısına denk gelen bir destek. Bunun neticesinde İstanbul’umuz bu hızla devam ettiğinde yaklaşık 5-6 yıl içerisinde belki depremin olmasını engelleyemeyiz ama depremin risklerini azaltan, ortadan kaldıran bir duruma gelmiş olacağız.”
