Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi’nde Doğu Yarım Kubbe İçin Restorasyon Aşaması Başlıyor

Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi’nde ana kubbede devam eden restorasyon sürecine

Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi’nde ana kubbede devam eden restorasyon sürecine ek olarak, statik analizler sonucunda güçlendirilmesi zorunlu görülen doğu yarım kubbede de kapsamlı çalışmalar başlıyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı Vakıflar Genel Müdürlüğü koordinesinde yürütülen projede, yapı güvenliğini sağlamak amacıyla alana çelik çalışma platformu kuruluyor. Çalışmalar esnasında ibadet ve ziyaret faaliyetleri aksamadan sürecek.

Doğu Yarım Kubbede Statik Güçlendirme ve Konservasyon

Bilim Heyeti ile Koruma Kurulu denetiminde yürütülen çalışmalarda, ana kubbedeki mozaik konservasyonu ve geçici çelik çatı altındaki kurşun kaplama sökümleri sürerken doğu yarım kubbe için düğmeye basıldı. Modelleme ve statik analiz raporları doğrultusunda yapının en hassas noktası olarak belirlenen doğu yarım kubbede taşıyıcı sistem güçlendirilecek. Aynı zamanda iç yüzeydeki kalem işi bezemeler, mozaikler ve mihrap duvarındaki mermer kaplamalar titizlikle temizlenip koruma altına alınacak. Yapıya sonradan eklenen ve uyumsuzluk teşkil eden beton mermer dışlıklar da alandan uzaklaştırılacak.

Tarihi Zemin ve İbadet Alanı Koruma Altında

Platform kurulumu öncesinde zemin yükleme ve titreşim testleri gerçekleştirilerek tarihi mermer döşemelerin zarar görmemesi için çok katmanlı yükseltilmiş döşeme sistemi inşa ediliyor. Tarihi mihrap, minber ve mimari unsurlar koruyucu yapılarla güvenceye alınırken, ibadetin kesintisiz devam edebilmesi adına geçici mihrap ve minber düzenlemesi yapılıyor. İç mekandaki görsel düzen ise özel baskılı brandalarla muhafaza edilecek.

Bakan Ersoy: Her Adımı Bilimsel Hassasiyetle Atıyoruz

Çalışmaların takvime uygun ilerlediğini bildiren Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “Mozaik, kalem işi ve mermer yüzeylerdeki konservasyon ile yapısal güçlendirme uygulamalarının güvenle yürütülebilmesi için doğu yarım kubbeye erişim sağlayacak çelik çalışma platformunun kurulumuna başlıyoruz. Bilim Heyetimiz ve Koruma Kurulumuzun denetiminde ilerleyecek çalışmalar boyunca ibadet ve ziyaret akışı da gerekli geçici düzenlemelerle devam edecek. Her adımı bilimsel hassasiyetle atıyor, dünya kültür mirasının bu eşsiz eserini özgün dokusuyla koruyoruz.”

Bilim Heyeti’nden Kapsamlı Değerlendirme

Heyet üyelerinden İnşaat Mühendisi Doç. Dr. Mehmet Selim Ökten, analizler ışığında ana kubbenin yarım kubbelerle eş güdümlü güçlendirilmesi gerektiğini aktardı. Sanat Tarihçisi Prof. Dr. Asnü Bilban Yalçın, tarihi süreçte Bizans ve Osmanlı onarımları gören yapının kubbe ve eksedralarının güçlendirileceğini bildirdi. Malzeme Bilimci Prof. Dr. Ahmet Güleç, kurulan iskelenin mozaikler ile göbek yazısının korunmasına katkı sağladığını vurgularken, Mimar Prof. Dr. Can Şakir Binan müdahalelerin asgari düzeyde tutularak özgün malzemenin yerinde korunması ilkesiyle hareket edildiğini kaydetti.

“Yapının En Fazla Zaafiyet Gösteren Elemanı”

Bilim Heyeti Üyesi Mimar Prof. Dr. Hasan Fırat Diker, doğu yarım kubbenin yapısal durumuna ilişkin şu bilgileri verdi: “Şu an Ayasofya restorasyonunun en önemli aşamasına geçmiş bulunmaktayız. Görmüş olduğunuz ana kubbe restorasyonunun devamında, doğu yarım kubbenin restorasyonuna başlayacağız. Doğu yarım kubbesi, yapının en fazla zaafiyet gösteren elemanı ve olası deprem senaryolarında çöküntünün ilk başlayacağı yer olarak öngörülüyor. Biz de öncelikli olarak doğu yarım kubbeden başlayacağımız bir restorasyon için iç mekanda yine, ibadete ve ziyarete mani olmayacak şekilde bir düzenleme yaparaktan iç mekanda bir iskele kurulumu yapacağız. Yeni kuracak olan iskele şimdiki kadar devasa bir iskele olmayacak. Yine ibadet devam edecek. Görüldüğü üzere ana kubbenin dış kısmı tamamen kaplanmış durumda. Biz bu süreci o doğu yarım kubbede de devam ettirerekten kubbe örtüsünü kaldırıp, doğu yarım kubbenin, yapının en zayıf noktası olan, doğu yarım kubbenin gerektirdiği müdahaleleri çıplak gözle gözlemleyeceğiz. Doğu yarım kubbeyle ana yarım kubbesinin ilişkisini güçlendireceğiz.”

“Düşen Sıva Parçaları Risk Oluşturuyor”

Diker, mevcut yüzey kaplamalarındaki aşınmalara dikkat çekerek şöyle devam etti: “Bu kubbe mevcut haliyle kalemişi bezemeleri itibariyle yaklaşık 180 yıl öncesine dayanıyor. Biz mevcut kalemişlerinin 180 yıllık olduğunu söyleyebiliriz. Öncesi daha farklı bir görünüme sahipti. Kubbeden düşen sıva parçalarının ziyaretçiler için, ibadet edenler için risk oluşturması kamuoyunda sık sık gündeme geliyor. Bu aciliyet gerektiren bir konu. O yüzden, ana kubbeyle beraber doğu yarım kubbesinin de güçlendirilmesi gündeme geldi. O yüzden restorasyonun en önemli aşaması olduğunu söylemek isterim. Nitekim ana kubbeyi 4 tane büyük kemer taşıyor. Bu kemerlerden en narin olanı şu görmüş olduğunuz doğu yarım kubbeyle ana kubbeyi birbirine bağlayan kemer. Dolayısıyla önceliği buraya vermek durumundaydık. Ondan ötürü de hem kubbeyi iç mekandan kuşatacak şekilde, hem de ana kubbeyle beraber ele alınacak dış örtüsüyle beraber, yukarıdan ve içeriden restorasyon süreci devam edecek. Görmüş olduğumuz gibi, hem doğu hem de batı yarım kubbenin görünüm itibariyle zaten restorasyona muhtaç olduğu çok açık. Burada, kemerlerde üstten görülebilen özgün mozaik bezemeler mevcut. Onunla beraber 180 yıl boyunca artık varlığını sürdürmekte zorlanmış olan kalemişlerini de yer yer döküldüğünü görüyorsunuz.”

“Cumhuriyet Döneminin En Bütüncül Onarımı”

Yürütülen onarımın kapsamını vurgulayan Prof. Dr. Diker, sözlerini şu şekilde tamamladı: “Biz Ayasofya’nın layık olduğu görüntüsüne ulaştırmak, onu özgün görünümünü kavuşturmak için hem yapısal anlamda, hem de bezeme konservasyon anlamında tüm müdahaleleri yapacağız. Daha önce hiç bu kadar kapsamlı bir çalışma olmamıştı. Cumhuriyet döneminde hiçbir zaman yapı bu kadar bütünlük bir şekilde dıştan ve içten ele alınmamıştı. Önceki onarımlar tamamen bölgesel müdahalelere yönelikti. Bu onarım kapsamındaki en büyük şansımız, yapının bütün sorunlarını gözeterek ve onların bütüncül bir şekilde gerektirdiği çözümleri üreterekten yapıyı hem yapısal anlamda, hem de özgün bezemesini ihya etmek anlamında bütüncül bir çalışma olacak. Umarım çalışma çok uzun vadeyi içermeyecek, önümüzdeki yılda pek çok aşamasını tamamlamış olmayı hedefliyoruz.”