Antalya’nın Gündoğmuş ilçesinde yer alan doğa harikası Uçansu Şelalesi, bu yıl su seviyesi yok denecek kadar azalınca neredeyse kurudu. Uzmanlar ve yerel yetkililer, şelalenin karların erimesiyle yeniden canlanmasını bekliyor.
Uçansu Şelalesi Neden Kurudu?
Toros Dağları’ndan doğarak Akdeniz’e dökülen 80 kilometre uzunluğundaki Alara Çayı üzerinde bulunan Uçansu Şelalesi, yaklaşık 50 metre yükseklikten dökülmesiyle ünlü bir doğa harikası. Ancak bu yıl yağışların az olması ve yoğun don olayları nedeniyle ilk kez tamamen susuz kaldı.
Kayabükü Mahallesi Muhtarı Hacı İbrahim Taşer, bu durumu şöyle değerlendirdi:
“Bu yıl kış çok soğuk geçti ve don olayları yaşandı. Yağışlar da önceki yıllara göre daha az oldu. Kar henüz tam olarak erimedi. Dün şelalede hiç su yoktu, bugün ise çok az akmaya başladı. Ancak havalar ısındıkça karların erimesiyle su miktarının artmasını bekliyoruz.”
‘Saklı Cennet’ Yeniden Canlanacak mı?
Toros Dağları’nın zirvelerinde, Geyik ve Akdağ’dan eriyen kar sularıyla beslenen Uçansu Şelalesi, yerel halk ve doğa severler tarafından “Saklı Cennet” ve “Gizemli Güzellik” olarak da anılıyor. 1992 yılında birinci derece doğal sit alanı ilan edilen şelale, özellikle yaz aylarında doğa tutkunları ve turistler tarafından sıkça ziyaret ediliyor.
Bölge, aynı zamanda rafting yapılan Alara Çayı’nın kaynaklarından biri olarak dikkat çekiyor. Şelale, mart ve ağustos ayları arasında en coşkulu akış dönemini yaşarken, bölgedeki kırmızı benekli alabalık popülasyonu için de önemli bir yaşam alanı sunuyor.
Turistler İçin Doğal Bir Cennet
Antalya şehir merkezine 167 kilometre, Alanya’ya 95 kilometre, Gündoğmuş ilçe merkezine ise 25 kilometre uzaklıkta yer alan Uçansu Şelalesi, çevresindeki doğal güzellikler, asırlık çınar ağaçları ve temiz havasıyla ziyaretçilerine eşsiz bir deneyim sunuyor.
Bölgede yöresel lezzetlerin sunulduğu restoranlar ve konaklama tesisleri de bulunuyor. Alara Çayı, yaklaşık 15 kırsal yerleşim alanına hayat verirken, doğal yaşam ve ekosistem için büyük bir önem taşıyor.
Uzmanlar, şelalenin yeniden eski görkemine kavuşabilmesi için iklim koşullarının düzelmesi ve karların tamamen erimesinin gerektiğini belirtiyor.
