Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Abdurrahim SOLMAZ
Abdurrahim SOLMAZ

AZERBAYCAN’DA BAŞÖRTÜSÜNE YASAK, GELECEĞE DARBE!

Bir kız çocuğunu başındaki örtü nedeniyle okul kapısından çevirmek, onun geleceğine müdahale etmektir. Bir öğretmeni başörtüsünü çıkarmaya veya mesleğinden vazgeçmeye zorlamak, emeğini ve insanlık onurunu hiçe saymaktır. Azerbaycan’da başörtülü öğrencilerin eğitimden dışlandığı, öğretmenlerin baskıyla karşılaştığı yönündeki haberler karşısında duyduğum öfkeyi açıkça ifade ediyorum: Bu yasakçı anlayışı, onu uygulayanları ve mağduriyetlere göz yumanları şiddetle kınıyorum.

Hiçbir hükümetin, hiçbir bakanlığın, hiçbir okul yöneticisinin insanlara “İnancından vazgeç, sonra gel” deme hakkı yoktur. Devlet yetkisi, vatandaşın vicdanını teslim almak için kullanılamaz. Çocukların eğitim hakkını başörtüsüne bağlayan bir anlayış, adalet duygusunu yaralamakta ve toplumun devlete güvenini sarsmaktadır.

Başörtüsü, İslam İnancının Tesettür Esasına Dayanır

Başörtüsünü yalnızca bir kumaş parçası gibi göstererek meselenin dinî temelini yok sayamazsınız. Başörtüsü, İslam’ın tesettür hükümlerine dayanır. Nûr suresinin 31. ayetinde başörtüsüne ilişkin hüküm bulunur; Ahzâb suresinin 59. ayeti de örtünmeyi düzenler. İnancı gereği başını örten Müslüman bir kadın, bu tercihi Allah’ın emrine bağlılık ve dinî sorumluluk olarak benimsemektedir.

Dolayısıyla başörtüsünü çıkarmayı dayatmak, o kadın açısından doğrudan inancının gereklerini yerine getirmesine müdahaledir. Devlet, vatandaşın hangi dinî sorumluluğundan vazgeçeceğine karar veremez. Bir öğretmenin veya öğrencinin Allah’a karşı sorumluluk olarak gördüğü örtünmeyi, eğitim kurumuna girişin önünde engel hâline getirmek ağır bir vicdan baskısıdır.

Kimse başörtüsü takmaya zorlandırılmadığı gibi, kimse başörtüsünü çıkarmaya da zorlanmamalıdır. İnsan onurunu korumanın ölçüsü budur. Özgürlük, yalnız yöneticilerin beğendiği tercihlere tanındığında anlamını kaybeder.

Eğitim Hakkı Pazarlık Konusu Yapılamaz

Eğitim hakkı, hükümetlerin lütfu değildir. Bir öğrencinin başörtüsü nedeniyle eğitimden yoksun bırakılmasını hiçbir şekilde kabul etmiyorum. Çocuğun sınıfa girebilmesi için inancından taviz vermesini istemek, eğitim hakkını bir baskı aracına dönüştürmektir. Okulların görevi çocukları öğrenmeyle buluşturmaktır; kapılarında inanç elemesi yapmak değildir.

Başörtülü bir öğrencinin matematik öğrenmesi kimi tehdit ediyor? Edebiyat okuması, bilimle tanışması, ülkesine hizmet edecek bir meslek edinmesi hangi kamu yararına aykırıdır? Bu sorulara makul cevap veremeyenlerin kıyafet hükümlerinin arkasına saklanması, dışlamanın gerçek niteliğini değiştirmez.

Bir öğretmenin yeterliliği bilgisiyle, mesleki becerisiyle ve öğrencilerine katkısıyla değerlendirilir. Başındaki örtü, yıllarca verdiği emeği değersizleştiremez. Kadınları eğitimden ve mesleklerinden uzaklaştıran uygulamalar, ülkenin yetişmiş insan gücünü de heba eder. Bunun sorumluluğu, o uygulamaları sürdürenlerin omuzlarındadır.

Laiklik Gerekçesiyle Vicdanlara Baskı Kurulamaz

Laiklik, vatandaşın inancını okul kapısında bırakmasını gerektirmez. Devletin tarafsızlığı, farklı inançlara sahip insanların haklarını eşit biçimde korumasını gerektirir. Başörtülü kadınları dışlayan bir yorumla laiklik savunulamaz. Kadınlara özgürlükten söz edip onların kendi kıyafet tercihlerini cezalandırmak, açık bir tutarsızlıktır.

Düzenlemelerde başörtüsünün açıkça adlandırılmamış olması da uygulamadaki mağduriyetleri önemsizleştirmez. Genel ifadeler okul yöneticilerince başörtüsü yasağına dönüştürülüyorsa, hükümetin görevi buna derhâl son vermektir. Belirsizliği sürdürmek, sorumluluğu okul idarelerine devretmek ve şikâyetleri cevapsız bırakmak kabul edilemez.

Azerbaycan hükümetini bu konuda açık, bağlayıcı ve hakları koruyan bir tutum almaya çağırıyorum. Başörtüsü nedeniyle dışlamayı emredenleri, uygulayanları ve buna göz yumanları en sert ifadelerle, şiddetle kınıyorum. Makam sahibi olmak, kadınların onuruna müdahale etme yetkisi vermez.

Anayasal Güvenceler Kâğıt Üzerinde Bırakılamaz

Azerbaycan Anayasası’nın 42. maddesi eğitim hakkını, 48. maddesi vicdan özgürlüğünü, 25. maddesi eşitliği güvenceye almaktadır. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 18. maddesi düşünce, vicdan ve din özgürlüğünü; 26. maddesi eğitim hakkını tanımaktadır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi de inanç özgürlüğünü, ayrımcılık yasağını ve eğitim hakkını koruyan hükümler içerir.

Bu güvenceler, resmî metinlerde sergilenip okul kapılarında unutulamaz. Sırf başörtüsü nedeniyle öğrenciyi eğitimden dışlamayı ağır bir insan hakları sorunu ve kabul edilemez bir ayrımcılık olarak görüyorum. “Talimat böyle” sözü, vicdani ve hukuki sorumluluğu ortadan kaldırmaz. Haksız bir uygulamayı yürütmek, onu haklı hâle getirmez.

Türkiye, Bu Zulmün Acısını Yaşadı

Türkiye’de özellikle 1990’larda ve 28 Şubat sürecinde benzer acılar yaşandı. Başörtülü gençler eğitimleri ile inançları arasında tercihe zorlandı. Kadınların meslek hayatları engellendi. Okul kapılarında bekletilen öğrencilerin, yarım kalan eğitimlerin ve incitilen ailelerin hatırası hâlâ canlıdır.

AK Parti iktidarları döneminde, Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın öncülüğünde verilen mücadele ve zaman içinde atılan adımlarla bu yasaklar kaldırıldı. Süreç bir günde tamamlanmadı; fakat yasakçı anlayışın aşılmasıyla kadınların eğitim ve kamu hayatına katılımının önündeki engeller kaldırıldı. Türkiye’nin yaşadığı tecrübe, aynı yanlışları tekrarlayanlar için açık bir ders olmalıdır.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Çağrı: Derhâl Devreye Girin

Başörtülü öğrencilerin, öğretmenlerin ve velilerin mağduriyetleri adına dile getirdiğim beklenti açıktır: Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan bu konuda derhâl devreye girmeli, Azerbaycan yönetimiyle doğrudan temas kurarak dışlayıcı uygulamaların durdurulmasını istemelidir. Bu çağrı, kardeş ülkenin çocuklarının eğitim hakkını ve kadınlarının onurunu korumaya yöneliktir.

Sayın Cumhurbaşkanımızın Türkiye’de başörtüsü mağduriyetlerine karşı gösterdiği kararlılığı burada da göstereceğine, bu zulme “dur” diyeceğine eminim. Kardeşlik, yanlışlar karşısında susmayı gerektirmez. Türkiye ile Azerbaycan arasındaki güçlü bağlar, haksızlıkların giderilmesi için de anlam taşımalıdır.

Azerbaycan hükümeti dışlayıcı uygulamaları derhâl durdurmalı, şikâyetleri şeffaf biçimde soruşturmalı, mağduriyetleri gidermeli ve sorumlulardan hesap sormalıdır. Öğrencilerin sınıflarına, öğretmenlerin görevlerine erişimi güvence altına alınmalıdır.

Çocukların geleceğini başörtüsü üzerinden rehin alan anlayışı reddediyorum. Kadınların inancına müdahaleyi reddediyorum. Eğitim kapısını kapatanları ve bu baskıyı sürdürenleri şiddetle kınıyorum. Hiçbir çocuk, hiçbir öğretmen, inancı nedeniyle okul kapısında aşağılanmayı hak etmez!

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER