Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Prof. Dr. Zülfikar BAYRAKTAR
Prof. Dr. Zülfikar BAYRAKTAR

Ankara-Moskova Hattı: NATO Zirvesinin Ardından Değişmeyen Denge ve Diyaloğun Gücü

Prof. Dr. Zülfikar Bayraktar

Anadolu Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi

Küresel jeopolitiğin en hareketli dönemlerinden birini yaşadığımız şu günlerde gözler bir kez daha NATO Zirvesi’ne ve bu zirveden çıkan stratejik mesajlara çevrildi. İttifakın doğu kanadının en güçlü ülkelerinden biri olan, savunma sanayisindeki atılımlarıyla küresel bir aktöre dönüşen Türkiye, zirvede bir kez daha kritik bir rol üstlendi.

Ancak zirvenin ardından uluslararası kamuoyunda ve diplomasi kulislerinde aynı soru yeniden gündeme geldi. NATO Zirvesi sonrasında Türkiye-Rusya ilişkileri nasıl etkilenecek? Batı ile geliştirilen iş birlikleri, Moskova ile sürdürülen ilişkilere gölge düşürecek mi?

Bu soruya verilecek en gerçekçi cevap ise nettir. Hayır. Aksine, mevcut denge her zamankinden daha değerli hale gelmektedir.

Türkiye’nin Çok Boyutlu Dış Politika Anlayışı

Türkiye’nin dış politikasını değerlendirirken ittifak yükümlülükleri ile bölgesel gerçeklikleri birlikte ele almak gerekir.

Türkiye, NATO’nun kurucu ilkelerine ve müttefiklik sorumluluklarına bağlı bir ülkedir. Bununla birlikte Ankara, dış politikasını tek bir eksene sıkıştırmayacak kadar köklü devlet geleneğine, stratejik akla ve güçlü bir jeopolitik konuma sahiptir.

Bu nedenle Türkiye’nin Rusya ile geliştirdiği ilişkiler, NATO üyeliğiyle çelişen değil; farklı alanlarda karşılıklı çıkarları esas alan tamamlayıcı bir diplomasi anlayışının ürünüdür.

Türkiye-Rusya İlişkilerinin Stratejik Temelleri

Rusya ile olan ilişkiler yalnızca coğrafi komşuluk üzerinden değerlendirilemez. İki ülke arasındaki iş birliği enerji, turizm, ticaret, Suriye, Karadeniz ve Güney Kafkasya gibi birçok stratejik başlıkta karşılıklı çıkarlara dayalı güçlü bir zeminde ilerlemektedir.

Bu nedenle NATO zirvelerinde müttefiklerle yürütülen güvenlik koordinasyonu, Rusya ile sürdürülen çok boyutlu diyalog mekanizmasıyla doğrudan bir çelişki oluşturmamaktadır.

Rusya’nın Ankara Büyükelçiliği ve Moskova’dan yapılan son açıklamalar da bu yaklaşımı desteklemektedir. Rusya, Türkiye’nin NATO üyeliğine ve bu çerçevede attığı adımlara saygı duyduğunu ifade etmektedir. Çünkü Moskova da Batı ile rasyonel, açık ve kesintisiz iletişim kurabilen en önemli ülkelerden birinin Türkiye olduğunun farkındadır.

Karşılıklı Çıkarlar ve Sarsılmaz Diyalog

Türkiye-Rusya ilişkileri söz konusu olduğunda iki temel kavram öne çıkmaktadır. Bunlardan ilki karşılıklı çıkarlar, ikincisi ise sarsılmaz diyalog zeminidir.

İki ülke arasındaki dostluk, her iki tarafın da ulusal çıkarlarını en üst düzeye taşıyan sağlam bir zemine dayanmaktadır.

Karadeniz’in güvenliğinden tahıl koridoru diplomasisine, Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nden doğal gaz alanındaki iş birliklerine kadar uzanan geniş bir ortaklık alanı bulunmaktadır.

Elbette zaman zaman görüş ayrılıkları yaşanabilmektedir. Ancak iki ülkeyi birbirine bağlayan en önemli unsur, kriz dönemlerinde dahi liderler düzeyinde sürdürülebilen doğrudan, samimi ve kesintisiz diyalogdur.

Bölgesel İstikrar İçin Stratejik Bir Denge

Dünya siyasetinde kutuplaşmanın ve bloklaşmanın giderek sertleştiği bir dönemde Türkiye’nin Rusya ile kurduğu ilişkiler bir zayıflık ya da çelişki olarak değerlendirilmemelidir.

Tam aksine bu ilişki, hem bölgesel istikrar hem de küresel barış açısından stratejik bir güven mekanizması niteliği taşımaktadır.

Türkiye, Batı ittifakı içerisindeki güçlü konumunu korurken, Doğu’daki önemli komşusu ve stratejik ortağı Rusya ile geliştirdiği kazan-kazan anlayışına dayalı iş birliğini sürdürmeye devam edecektir.

Değişmeyen Gerçek: Coğrafya ve Diplomasi

NATO zirveleri yapılır, bildiriler yayımlanır ve uluslararası gündem değişir. Ancak coğrafyanın sunduğu gerçekler ile Ankara ve Moskova arasındaki karşılıklı çıkarlar varlığını korumaya devam eder.

Önümüzdeki süreçte Türkiye-Rusya ilişkilerinin soğukkanlı diplomasi, ekonomik ortaklıklar ve karşılıklı saygı temelinde daha da güçlenmesi, yalnızca iki ülkenin değil, istikrara ihtiyaç duyan tüm bölgenin yararınadır.

Türkiye Denge Politikasını Sürdürmeye Devam Edecek

Türkiye, dün olduğu gibi bugün de kendi dış politika eksenini kendisi belirleyen bir ülkedir.

NATO masasında ulusal çıkarlarını kararlılıkla savunurken, Rusya ile dostluğu ve diyaloğu da sürdürebilecek diplomatik kapasiteye sahiptir.

Bu denge siyaseti, yalnızca Türkiye’nin dış politika başarısının değil, aynı zamanda bölgesel barış ve istikrarın korunması açısından da en önemli unsurlardan biri olmaya devam edecektir.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER