Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Abdurrahim SOLMAZ
Abdurrahim SOLMAZ

Makamın Gücü Değil, Gönlün Büyüklüğü: Bir Kaymakamın Ardında Bıraktığı İz

Devlet dediğimiz yapı, yalnızca binalardan, makam odalarından ve resmi yazışmalardan ibaret değildir. Devleti devlet yapan; vatandaşının derdini kendi derdi bilen, mazlumun gözyaşını gören, yetimin başını okşayan, yaşlının duasını alan ve ihtiyaç sahibinin kapısını kimse söylemeden çalabilen yöneticileridir.

İşte Bursa Nilüfer Kaymakamı Sayın Murat Süzen, görev anlayışıyla bu gerçeği en güçlü şekilde ortaya koyan örnek mülki idare amirlerinden biridir.

Bugün kamu yönetiminde başarı çoğu zaman yapılan yatırımların büyüklüğü, tamamlanan projelerin sayısı ya da hazırlanan raporlarla ölçülüyor. Oysa milletin gönlünde yer edinmek, rakamlarla anlatılamayacak kadar kıymetli bir başarıdır. Çünkü vatandaş, kendisini yalnız bırakmayan devleti asla unutmaz. Devletin sıcak elini omzunda hissettiği günü ömrü boyunca hatırlar.

Sayın Murat Süzen’in Nilüfer’de ortaya koyduğu yönetim anlayışı tam da bu anlayışın adıdır.

Bir ilçeyi yönetmek sadece kurumları sevk ve idare etmek değildir. Asıl yöneticilik; sokaktaki çocuğun hayaline, yaşlı bir annenin duasına, engelli bir evladın umuduna ve ihtiyaç sahibi bir ailenin sessiz feryadına kulak verebilmektir.

Bugüne kadar 500’ü aşkın ihtiyaç sahibi ailenin tek tek ziyaret edilmesi, sadece istatistik olarak değerlendirilecek bir çalışma değildir. Her ziyaret, devlet ile millet arasında kurulan yeni bir gönül köprüsüdür. Her kapı, umut için çalınmış; her tokalaşma, “Devlet yanınızda” mesajını vermiştir.

Daha da önemlisi, ilçedeki tüm kamu kurumlarına verilen “İhtiyaç sahibi kim varsa vakit kaybetmeden Kaymakamlığa bildirilecek.” talimatı, klasik bürokrasi anlayışının ötesinde bir devlet refleksidir. Çünkü gerçek sosyal devlet, vatandaşın yardım istemesini bekleyen değil; ihtiyacı kendisi tespit ederek harekete geçen devlettir.

İşte bu anlayış, devlet geleneğimizin en kıymetli miraslarından biridir.

Ancak Sayın Kaymakam’ın en dikkat çeken yönlerinden biri, yalnızca kamu imkânlarını kullanması değil; toplumun vicdanını da harekete geçirebilmesidir.

Hayırseverlerle ihtiyaç sahiplerini güven içerisinde buluşturabilmek kolay değildir. Bunun için güven gerekir, samimiyet gerekir, şeffaflık gerekir. Nilüfer’de kurulan bu sistem sayesinde nice hayır sahibi, yaptığı yardımın gerçek ihtiyaç sahiplerine ulaştığını bilmenin huzurunu yaşamaktadır.

Bu anlayışın belki de en dokunaklı örneklerinden biri, serebral palsi hastası evladına yıllarca büyük fedakârlıkla bakan emekli bir polis ailesidir.

Ailenin defalarca ziyaret edilmesi, sadece resmi bir görev olarak açıklanamaz. Çünkü burada görülen şey, insan merkezli devlet anlayışıdır.

Tedavi masrafları nedeniyle kredi borçlarının altında ezilen annenin yükünün, Kaymakamlık koordinasyonuyla genç bir hayırsever tarafından omuzlanması; devletin vatandaşla birlikte hareket ettiğinde nasıl büyük iyiliklere vesile olabileceğinin en güzel örneklerinden biridir.

Belki de bu hikâyenin en anlamlı tarafı, iyiliğin iyiliği doğurmasıdır. Aynı süreçte hayırseverin yoğun bakımda tedavi gören evladının sağlığına kavuşması, insanların gönlünde unutulmayacak manevi bir hatıra olarak yerini almıştır.

İnsan bazen bir evrakla değil, bir tebessümle devletini tanır.

İnsan bazen bir mühürle değil, uzanan bir yardım eliyle devlete olan güvenini tazeler.

İşte Sayın Murat Süzen’in yönetim anlayışı tam da bu güven duygusunu yeniden inşa etmektedir.

Nilüfer’de 30’u son iki yılda açılan ve toplamda sayıları 60’ı aşan 4-6 yaş Kuran kursları bu vizyonu ayrı bir boyuta ulaştırmaktadır

Özellikle Üçevler Mahallesi’nde 150 kişilik kontenjana karşılık 750 başvurunun yapılması, aslında toplumun ne istediğini açıkça ortaya koymaktadır. Aileler; çocuklarının sadece akademik değil, ahlaki ve manevi değerlerle de yetişmesini arzulamaktadır. Bu yoğun ilgi, yapılan hizmetlerin toplumdaki gerçek karşılığını göstermektedir.

Bir yönetici için en büyük ödül plaketler değildir.

En büyük ödül; yaşlı bir annenin duasıdır.

Yetim bir çocuğun gülümsemesidir.

İmkânsızlık içinde yaşayan bir babanın “Allah devletimizden razı olsun.” diyebilmesidir.

Çünkü makamlar geçicidir.

Unvanlar bir gün sona erer.

Ancak insanın ardında bıraktığı güzel hatıralar, dokunduğu hayatlar ve aldığı dualar nesiller boyunca yaşamaya devam eder.

Türkiye’nin dört bir yanında fedakârca görev yapan kaymakamlarımız, valilerimiz ve kamu yöneticilerimiz bulunmaktadır. Her biri devletimizin gücünü ve şefkatini temsil etmektedir. Bununla birlikte, görev yaptığı ilçede vatandaşın gönlüne dokunmayı başaran, devletin merhamet yüzünü hissettiren ve sosyal dayanışmayı kurumsal bir anlayış hâline getiren yöneticiler, bulundukları şehirlerde örnek bir iz bırakmaktadır.

Sayın Murat Süzen’in Nilüfer’de ortaya koyduğu hizmet anlayışı da bu bakımdan dikkat çekici ve takdire şayandır.

Çünkü gerçek yöneticilik, makam kapılarını kapatmak değil; gönül kapılarını açabilmektir.

Gerçek devlet adamlığı, protokol masalarında görünmek değil; ihtiyaç sahibinin kapısını çalabilmektir.

Ve gerçek başarı; arkanızdan bırakacağınız eserlerden önce, insanların gönlünde bırakacağınız güzel izlerle ölçülür.

Temennimiz odur ki, millet odaklı, insan merkezli ve sosyal devlet anlayışını önceleyen bu yönetim yaklaşımı, ülkemizin dört bir yanında görev yapan tüm kamu yöneticilerine ilham olmaya devam etsin. Çünkü güçlü Türkiye’nin temelinde sadece güçlü kurumlar değil; vicdanıyla hareket eden, adaletiyle güven veren ve milletine gönülden hizmet etmeyi şeref bilen yöneticiler vardır.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER