Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

4 Şubat Dünya Kanser Günü: Kanser Riski Nasıl Azaltılır?

 4 Şubat, 2000 yılında Uluslararası Kanser Savaş Örgütü tarafından Dünya
 4 Şubat, 2000 yılında Uluslararası Kanser Savaş Örgütü tarafından Dünya Kanser Günü olarak ilan edilmiştir. Bu özel gün, kanser farkındalığını artırmayı, hastalığın tanımını yapmayı ve erken tanı ile tedaviye dair bilgiler paylaşmayı amaçlamaktadır. İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Emine Yıldırım, Dünya Kanser Günü vesilesiyle yaptığı açıklamada, kanser vakalarındaki artışı ve risk faktörlerini ele aldı, kanser riskinin nasıl azaltılacağına dair önemli ipuçları sundu.

Tütün ve Alkol Kullanımının Kanser Üzerindeki Etkisi

Doç. Dr. Emine Yıldırım, kanser ölümlerinin yaklaşık %30’unun tütün kullanımına bağlı olduğunu belirterek, tütünün alkolle birleşmesinin kanser riskini artırdığını vurguladı. Akciğer kanseri, özofagus (yemek borusu) kanseri, mide, pankreas, mesane ve baş-boyun kanserleri gibi birçok kanser türünün, tütün kullanımıyla doğrudan ilişkili olduğunu belirtti. Ayrıca, sağlıklı bir yaşam tarzı benimsemenin kanser riskini azaltmakta önemli bir rol oynadığını ifade etti. Obeziteden kaçınmak, düzenli egzersiz yapmak, sigara ve alkol tüketiminden uzak durmak, düzenli sağlık kontrolleri yaptırmak, kanser riskini azaltan önlemler arasında yer almaktadır.

Kanserin Artan Görülme Oranı: Nedenler ve Etkiler

Kanser görülme oranlarında artışın sebepleri üzerine konuşan Doç. Dr. Yıldırım, bu artışın yalnızca çevresel faktörlerden değil, yaşam süresinin uzaması ve sağlık hizmetlerine kolay erişimin de etkisiyle arttığını ifade etti. Erken tanı programları sayesinde kanserin daha erken evrede tespit edilmesi mümkün hale gelmiştir. Bu da kanserin tedavi edilebilirliğini artırmaktadır.

Obezite, Diyabet ve Hareketsiz Yaşam Tarzı Kanser Riskini Artırıyor

Doç. Dr. Yıldırım, ABD’de yapılan araştırmaların, obezite, diyabet ve hareketsiz yaşam tarzının birçok kanser türünde artışa neden olduğunu gösterdiğini belirtti. Kolorektal kanser, meme kanseri gibi hastalıkların, bu yaşam tarzı faktörleriyle bağlantılı olduğunu söyledi.

Sigara Kullanımı ve Kanser İlişkisi

Türkiye’deki sigara kullanım oranlarının arttığını belirten Yıldırım, 15 yaş ve üzeri sigara kullanım oranının TÜİK verilerine göre %28.3 olduğunu belirtti. Sigara kullanımı, başta akciğer ve yemek borusu kanseri olmak üzere pek çok kanser türüyle ilişkilidir. Sigara ve alkolün birleşimi, kanser riskini daha da artırmaktadır. Ayrıca çevre kirliliği, radyasyon, genetik yatkınlık gibi faktörler de kanser riskini artıran unsurlar arasında yer almaktadır.

Kanser Riskini Azaltmak Mümkün

Kanserin tamamen önlenebileceğini söylemek zor olsa da, riskin önemli ölçüde azaltılabileceği ifade ediliyor. Sağlıklı bir yaşam tarzı, dengeli beslenme, düzenli fiziksel aktivite ve sigara ile alkol kullanımından kaçınmak, kanser riskini minimize eden faktörlerdendir.

Erken Tanı ve Tarama Programlarının Önemi

Erken tanı, kanser tedavisinde başarı şansını büyük ölçüde artırmaktadır. Örneğin, 40 yaş üstü kadınlar için yapılan mamografi taramaları, meme kanserinin erken aşamada tespit edilmesine yardımcı olmaktadır. 50 yaş üzeri bireyler için yapılan kolonoskopi testleri ise kalın bağırsak kanserini erken aşamada yakalayabilmektedir. Erken tanı, tedavi sürecini daha az yıpratıcı hale getirmektedir.

Kanserin Önlenmesi: Aşılar ve Güneş Koruması

Doç. Dr. Yıldırım, HPV aşısının rahim ağzı kanserine karşı koruma sağladığını, Hepatit B aşısının ise karaciğer kanserine karşı koruyucu etkisi olduğunu belirtti. Ayrıca güneş ışınlarından korunarak cilt kanserinden korunmanın mümkün olduğunu ifade etti. Tarama programları sayesinde kanser öncesi lezyonlar tespit edilerek önlenebilir.

Mamografi ve Erken Tanının Tedavi Başarısını Artırma Potansiyeli

Mamografi gibi tarama programları, erken dönemde tespit edilen kanserlerde tedavi başarı oranlarını yükseltmektedir. Erken evrede tespit edilen meme kanseri hastalarında tedavi başarı oranı %99’a kadar çıkabilmektedir. Erken tanı, tedavi sürecini daha az yıpratıcı hale getirir ve hastaların hayat kalitesini artırır.