Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Sapanca Gölü’ndeki Su Seviyesi ‘Kritik’ Düzeye Geriledi: Su Kaynakları ve Nüfus Yoğunluğu Sorunu

Kocaeli ve Sakarya’nın içme suyu ihtiyacını karşılayan Sapanca Gölü’ndeki su

Kocaeli ve Sakarya’nın içme suyu ihtiyacını karşılayan Sapanca Gölü’ndeki su seviyesi, son aylarda yaşanan yüksek sıcaklıklar ve artan su kullanımı nedeniyle ‘kritik’ seviyeye düştü. Sakarya Su ve Kanalizasyon İdaresi (SASKİ) verilerine göre, göldeki su seviyesi 29,60 metreye gerilerken, gölün Kartepe ilçesi kıyısındaki eski kilise kalıntıları da su seviyesinin düşmesiyle gün yüzüne çıktı.

Küresel İklim Değişikliği ve Artan Nüfus Baskısı

Kocaeli Üniversitesi’nden Prof. Dr. Halim Aytekin Ergül, göldeki su seviyesindeki azalmayı, artan atmosferik sıcaklıklar ve küresel iklim değişikliğine bağladı. Ergül, Marmara Bölgesi’nde su kaynaklarının sınırlı olduğunu ve bu bölgenin Türkiye nüfusunun yaklaşık yüzde 30’unu barındırdığını belirtti. Bu yoğunluk, bölgedeki su kaynaklarının mevcut nüfusu karşılamada güçlük yaşamasına yol açıyor. Ergül, su seviyelerindeki azalmanın sadece çevresel bir sorun olmadığını, aynı zamanda biyolojik çeşitliliği de olumsuz etkilediğini vurguladı.

Su Krizi ve Ekosistem Üzerindeki Etkiler

Prof. Dr. Ergül, su seviyesinin azalmasının ekosistemi doğrudan etkilediğini belirtti. Göllerdeki su seviyelerinin düşmesiyle birlikte, hassas türlerin kaybolduğunu, daha dayanıklı türlerin ise ortamda kalmaya devam ettiğini söyledi. Ayrıca, su kalitesinin düştüğüne dikkat çeken Ergül, göldeki besleyici element düzeylerinin arttığını ve bunun su kalitesini olumsuz yönde etkilediğini ifade etti. Özellikle sığ bölgelerde ötrofik ortamların oluştuğunu ve bu durumun suyun ekosistemi üzerinde zararlı etkiler yarattığını belirtti.

Su Kullanımı ve Bireysel Tedbirler

Su krizine karşı çözüm önerileri de gündeme geldi. Prof. Dr. Ergül, bireysel ölçekte suyun idareli kullanılmasının önemine vurgu yaptı. Diş fırçalarken musluğun kapatılması gibi basit önlemlerin bile büyük fark yaratabileceğini ifade etti. Ayrıca, su kullanımını azaltmanın yanı sıra geri dönüştürülmüş suyun sanayide kullanılması gerektiğini belirtti. Bölgesel düzeyde, atık su arıtım tesislerinin kurulması ve sanayinin su tüketiminin optimize edilmesi gerektiği ifade edildi.

Uluslararası Tedbirler ve İklim Değişikliğiyle Mücadele

Ergül, iklim değişikliğine karşı uluslararası ölçekte alınması gereken tedbirlere de dikkat çekti. Avrupa Birliği’nin Yeşil Mutabakatı’na atıfta bulunarak, 2030’da AB ülkelerinin karbon emisyonlarını 1990 seviyelerinin yüzde 55 altına çekmeyi hedeflediğini belirtti. 2050 yılına kadar ise karbon nötr hedefinin uygulanacağına işaret etti. Ergül, tüm ülkelerin bu doğrultuda ortak bir strateji geliştirerek iklim değişikliğiyle mücadele etmeleri gerektiğini söyledi.