Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Marmara Denizi’nde Deniz Çayırları İçin Seferberlik: “Oksijen Fabrikaları” Koruma Altında

İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi ve Türk Deniz

İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi ve Türk Deniz Araştırmaları Vakfı (TÜDAV) Başkanı Prof. Dr. Bayram Öztürk, Marmara Denizi’nde sürdürülen deniz çayırlarını koruma çalışmalarının ekosistem açısından hayati öneme sahip olduğunu vurguladı. Marmara’da 10 farklı noktaya şamandıra yerleştirerek deniz çayırlarının korunmasına yönelik çalışmaları sürdüren TÜDAV, oksijen üretimi ve karbon yutakları olarak görev yapan bu bitkilerin yok olma tehlikesine dikkat çekti.

Deniz Çayırları: Oksijen ve Karbon Deposu

Deniz çayırlarının yalnızca Marmara’ya özgü endemik türler olduğunu belirten Prof. Dr. Öztürk, bu bitkilerin günde 16-20 litre oksijen ürettiğini ve kökleriyle karbon tutarak iklim değişikliğine karşı doğal bir savunma mekanizması oluşturduklarını söyledi. “Bu çayırlar denizin oksijen fabrikaları. Mevcut alanları korumazsak, tekrar yetiştirmek hem çok zor hem de maliyetli” diyen Öztürk, bu nedenle doğrudan koruma faaliyetlerinin daha verimli olduğunu belirtti.

Oksijen Seviyesi Alarm Veriyor

Marmara Denizi’nde oksijen seviyelerinin yıllar içinde dramatik biçimde düştüğünü vurgulayan uzmanlar, derinliklerde neredeyse hiç oksijen kalmadığını söylüyor. Yüzeyin ilk 30 metresine kadar sınırlı bir oksijen varlığı bulunurken, bu durum başta biyoçeşitlilik olmak üzere tüm deniz yaşamını tehdit ediyor. Her ne kadar deniz çayırları oksijen üretse de, Marmara genelinde yaşanan oksijensizlik sorununun çözümü için yetersiz kalıyor.

Müsilaj Sorunu ve Deniz Çayırlarının Rolü

Deniz çayırlarının müsilajı doğrudan engellemediğini, ancak oksijen üretimiyle dolaylı bir katkı sunduğunu belirten Öztürk, müsilajın önlenebilmesi için temel çözümün denize hiçbir atığın bırakılmaması olduğunu vurguladı. “Müsilajı önlemenin mucize bir yolu yok. Denize verilen her şeyin arıtılması gerek” dedi.

Eğitim ve Farkındalık Çalışmaları Sürüyor

Deniz çayırlarının korunmasına yönelik farkındalık çalışmalarına da değinen Prof. Dr. Öztürk, geçtiğimiz yıl 4 binden fazla öğrenciye seminer verdiklerini söyledi. Erdek, Kapıdağı, Marmara Adası gibi bölgelerde gerçekleştirilen eğitimlerde deniz okuryazarlığının artırılması hedefleniyor.

Kirleten Öder: Marmara’yı Korumak Bizim Sorumluluğumuz

Öztürk, “Marmara Denizi’ni kirleten biziz, temizlemek de bizim görevimiz” diyerek çevresel sorumluluğun altını çizdi. Marmara’nın biyolojik bir koridor olduğunu belirten Öztürk, bu bölgenin korunmasının Karadeniz ve Ege Denizi’nin geleceği için de kritik olduğunu ifade etti. TÜDAV, Çanakkale, Tekirdağ ve Balıkesir gibi bölgelerde de koruma çalışmalarını genişletmeyi hedefliyor.