Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

‘Miyopi hastalığında son teknolojik lazer cihazları hastalara umut oluyor’

DSÖ: 2050’de Dünya Nüfusunun Yarısı Miyopi Olabilir Dünya Sağlık Örgütü

DSÖ: 2050’de Dünya Nüfusunun Yarısı Miyopi Olabilir

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre, 2050 yılına kadar dünya nüfusunun yarısının miyopi hastalığına sahip olacağı öngörülüyor. Günümüzde göz kırma kusurlarının tedavisinde 3 tip lazer yöntemi kullanıldığını belirten Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Cafer Tanrıverdi, “Son teknolojik lazer cihazları hastalara umut olmaya devam ediyor. Özellikle robotik cerrahinin kullanıldığı SMILE Pro lazer ile ameliyat süresi 10 saniyeye kadar kısalıyor” dedi.

Göz Kırma Kusurlarında 3 Ana Lazer Yöntemi

Dünyagöz Hastaneler Grubu Etiler Hastanesi’nden Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Cafer Tanrıverdi, miyopi ve astigmatizma gibi kırma kusurlarının artış nedenleri ve tedavi yöntemlerindeki son gelişmeleri değerlendirdi. Tanrıverdi, günümüzde göz kırma kusurlarının tedavisinde 3 ana lazer yönteminin kullanıldığını belirtti: SMILE (Small Incision Lenticule Extraction), LASIK (Laser-Assisted in Situ Keratomileusis) ve PRK (Photorefractive Keratectomy).

Göz Sağlığını Tehdit Eden Çalışma Ortamları

Miyopi oranındaki artışın nedenlerini açıklayan Doç. Dr. Tanrıverdi, şu ifadeleri kullandı:
“İnsanların kapalı ofis ortamlarında daha fazla zaman geçirmesi, dış ortam aktivitelerinin azalması, ekranlı cihazların artan kullanımı ve yakın mesafede yapılan aktiviteler miyopinin başlıca nedenleridir. İnsan, evrimsel olarak dış ortamda uzak ve yakın görüş arasında denge kuran bir canlıdır. Ancak kapalı mekanlarda uzun süre vakit geçirmek ve uzağa daha az bakmak, göz kırma kusurlarını artırmaktadır.”

Tedavi Yöntemini Hastanın Mesleği Belirliyor

Kırma kusurlarının tedavisinde hastanın ihtiyaçlarına ve yaşam tarzına uygun bir yol haritası oluşturmanın önemini vurgulayan Doç. Dr. Tanrıverdi, “Tedavi seçenekleri arasında gözlük, kontak lens, göz içi mercekler ve lazer tedavisi bulunuyor. 18 yaş altındaki hastalara genellikle gözlük ve kontak lens önerilirken, daha büyük yaş gruplarında göz içi mercek ve lazer ameliyatları gündeme geliyor. Tedavi yöntemi belirlenirken hastanın yaşı, kırma kusurunun derecesi, mesleği, günlük aktiviteleri, göz anatomisi ve varsa başka hastalıkları gibi faktörler dikkate alınmalıdır” diye konuştu.

SMILE Lazer: Daha Hızlı İyileşme ve Daha Az Göz Kuruluğu

Son yıllarda popülerliği artan SMILE lazer yöntemi hakkında bilgi veren Doç. Dr. Tanrıverdi, “SMILE lazer, diğer yöntemlerden farklı olarak korneanın sadece 2 mm’lik bir kesisiyle yapılır. Kornea ön yüzeyine geniş bir kesi yapılmadığı için ameliyat sonrası göz kuruluğu görülmez. Yara iyileşmesi hızlıdır, ameliyat sırasında ağrı olmaz ve ameliyat sonrası dönemde hastalar oldukça konforludur. Bu özellikler, özellikle sporcular, polisler, askerler ve çok ekran kullanan kişiler için avantaj sağlar” dedi.

PRK ve LASIK Yöntemlerinin Avantaj ve Dezavantajları

Diğer lazer yöntemlerine de değinen Doç. Dr. Tanrıverdi, PRK yönteminde kornea yüzeyindeki epitel dokusunun kaldırılarak lazer uygulanması nedeniyle iyileşme sürecinin daha uzun olduğunu ve ameliyat sonrası göz kuruluğu görülebildiğini belirtti. Bu yöntemin en büyük avantajının ince korneası olan hastalarda uygulanabilir olması olduğunu söyledi.

LASIK yöntemine ilişkin ise şunları ekledi:
“LASIK, korneanın ön tabakasından bir flep kaldırılarak orta tabakasına lazer uygulanmasını içerir. Refraktif sonuçları oldukça başarılıdır ve yara iyileşmesi hızlıdır. Hastalar ameliyatın ertesi günü net görmeye başlar. Ancak bu yöntemde göz kuruluğu riski biraz daha yüksektir. Ayrıca ince ve düzensiz kornealarda uygulanması uygun değildir.”

Eski Yöntemlere Göre SMILE Lazerin Öne Çıkan Avantajları

Doç. Dr. Tanrıverdi, SMILE lazerin sağladığı konforun diğer yöntemlerle kıyaslanamayacak kadar üstün olduğunu belirterek, “SMILE yöntemi, hem daha hızlı iyileşme süreci sunar hem de göz kuruluğunu minimuma indirir. Özellikle yüksek hassasiyet gerektiren meslek gruplarında ve günlük aktivitelerinde ekran kullanımı fazla olan kişilerde ideal bir çözüm sunmaktadır” dedi.