AK Parti’nin iktidara geliş yıldönümü kutlanılan bu özel günde, Türkiye’nin 2002 yılı öncesindeki siyasi, ekonomik ve sosyal tablosunu hatırlamak, AK Parti’nin ülkeye nasıl bir değişim getirdiğini anlamak açısından önemlidir. Ekonomik krizlerin, siyasi istikrarsızlıkların ve dış politikadaki zayıf konumumuzun yerini, bugün istikrarlı, güçlü ve küresel arenada söz sahibi bir Türkiye aldı. Bu değişim, AK Parti’nin getirdiği yeni yönetim anlayışıyla mümkün oldu.
AK Parti öncesinde Türkiye, sıklıkla hükümet değişiklikleri, koalisyon krizleri ve ekonomik dalgalanmalarla mücadele eden bir ülkeydi. Bu dönemlerde yaşanan ekonomik krizler toplumun her kesimini derinden etkiledi. İşsizlik, enflasyon ve devalüasyon gibi sorunlarla mücadele eden halk, geleceğe dair umutlarını kaybetmeye başlamıştı. Dış politikada da yalnızlaşmış, özellikle Batı dünyasıyla sorun yaşayan bir ülke konumundaydık. Ayrıca, içeride bölücü terör tehdidi toplum üzerinde derin izler bırakıyordu. İşte böyle bir dönemde AK Parti, halkın ihtiyaçlarına cevap vermek ve Türkiye’yi daha iyi bir noktaya taşımak hedefiyle iktidara geldi.
AK Parti, iktidara geldiği günden itibaren Türkiye’nin her alanda güçlenmesi için köklü reformlar gerçekleştirdi. Bugün Türkiye’nin dört bir yanında sağlık, ulaşım, eğitim ve altyapı alanlarında yapılan büyük yatırımların etkisi gözle görülür şekilde hissediliyor. Sağlık alanında yapılan düzenlemelerle vatandaşlar için sağlık hizmetlerine erişim çok daha kolay hale geldi. Şehir hastaneleri ve aile hekimliği sistemleriyle vatandaşlar kaliteli sağlık hizmetlerine daha hızlı erişebiliyor ve Türkiye, sağlık hizmetlerinde birçok gelişmiş ülke ile yarışır hale geldi. Ulaşım altyapısına yapılan yatırımlar, Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Osmangazi Köprüsü, Avrasya Tüneli ve İstanbul Havalimanı gibi projelerle Türkiye’yi güçlü bir konuma taşıdı; bu projeler ekonomik kalkınmaya katkı sağlarken, vatandaşların günlük yaşamlarını da kolaylaştırdı. Eğitimde de fırsat eşitliği sağlamak için yeni okullar ve üniversiteler açıldı, altyapı iyileştirmeleri yapıldı; bu gelişmeler ülkenin geleceği adına kritik bir yatırım olarak değerlendirilebilir.
Savunma sanayiinde yapılan yatırımlar, Türkiye’nin ulusal güvenlik konusunda dışa bağımlılığını azaltarak, ülkemizi bu alanda küresel bir oyuncu haline getirdi. AK Parti’nin yerli savunma sanayiine verdiği destekle üretilen İHA ve SİHA’lar, sınır güvenliğinden terörle mücadeleye kadar birçok alanda ülkemize stratejik üstünlük sağladı. Ülkemiz, savunma sanayinde kazandığı bu başarı sayesinde dünya genelinde tanınan ve saygı duyulan bir ülke konumuna geldi. Bu altyapı sayesinde Türkiye, kendi güvenliğini sağlamakla kalmayıp dost ülkelere de destek sunan, bağımsız bir güç haline dönüştü.
AK Parti dönemi yalnızca fiziki altyapı projeleriyle değil, aynı zamanda sosyal ve kültürel alanda yapılan düzenlemelerle de öne çıkıyor. Aile yapısını korumaya yönelik adımlar, gençlere yönelik projeler ve kültürel mirasın korunması için yürütülen çalışmalar, toplumun her kesimine hitap eden bir yönetim anlayışını yansıtıyor. Bu adımlar sayesinde kültürel zenginliklerimiz geleceğe taşınırken toplumsal dayanışma ve aidiyet duygusu da güçleniyor.
Ancak son yıllarda, AK Parti teşkilatında halktan kopuk bir yapı gözlemlemekteyim. Özellikle bazı milletvekilleri ve yöneticilerin vatandaşın beklentilerine yeterince yanıt veremediğini görüyoruz. Sivil toplum kuruluşları, kanaat önderleri ve esnafla iletişimde zayıflık yaşanıyor. Geri bildirim almaktan uzak duruluyor; halkın nabzını tutmak ve sorunlarına çözüm üretmek noktasında eksiklikler var. Bugün pek çok vatandaş, AK Parti’ye olan desteğini sadece Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğine duyduğu güven nedeniyle sürdürüyor. Partinin kurucu ruhu olan 2002 yılında, AK Parti halkın sorunlarına duyarlı, çözüm odaklı bir hareket olarak öne çıkmıştı. Bu yüzden partimizin yeniden 2002 ruhuna dönmesi gerektiğine inanıyorum. Halkla bağları tekrar güçlendirmek, sivil toplum kuruluşları, kanaat önderleri ve esnafla ilişkileri pekiştirmek büyük önem taşıyor.
Bugün, AK Parti’nin iktidara geliş yıldönümünde geçmiş başarıları hatırlamak elbette önemlidir. Ancak, geleceğe dair adımlar atarken halkın beklentilerine kulak vermek, AK Parti’nin kuruluş ilkelerine dönerek yeniden halkın güvenini kazanmak zorunludur. Teşkilatın ve yöneticilerin halkın her kesimiyle daha yakın bir ilişki kurması, yalnızca Sayın Cumhurbaşkanımızın omuzlarına yüklenmiş olan bu sorumluluğun paylaşılması gerekiyor. Türkiye, AK Parti ile büyük bir değişim ve dönüşüm yaşadı; ancak günümüz dünyasında başarıyı sürdürebilmek için halkın taleplerine ve beklentilerine duyarlı bir yönetim anlayışına ihtiyaç var.
AK Parti hükümeti döneminde Türkiye, birçok saldırı ve felaketle karşı karşıya kaldı. Terör saldırıları, depremler ve 15 Temmuz darbe girişimi gibi olaylar, ülkemizi zor duruma düşürdü. Ancak, bu zor dönemlerde hükümetin halkla omuz omuza verdiği dayanışma örneği, Türkiye’nin yaralarını hızla sarmasını sağladı. Bu olaylar başka bir dönemde yaşansaydı, Türkiye’nin toparlanması ve yeniden ayağa kalkması çok daha zor olurdu.
Türkiye, bir deprem kuşağı ülkesi olarak doğal afetlerle sık sık karşılaşıyor. AK Parti hükümeti döneminde yaşanan depremler ve afetlerde, devletin hızlı müdahalesi ve yardımları, vatandaşların yaralarını sarmak adına önemli adımlar oldu. Van, Elazığ, İzmir ve Kahramanmaraş gibi birçok bölgede yapılan kalıcı çözümlerle vatandaşlara destek sağlandı. 15 Temmuz 2016 gecesi, FETÖ terör örgütünün hain darbe girişimi sırasında, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde halk, meydanlara inerek vatanına sahip çıktı. Bu direniş, Türk milletinin demokrasiye ve bağımsızlığa olan inancını gösterdi. Eğer o gece farklı bir yönetim olsaydı, bu denli hızlı toparlanma belki de mümkün olmazdı.
Cumhur İttifakı, AK Parti ve Milliyetçi Hareket Partisi’nin vatansever duruşunu simgeler. Bu ittifak, Türkiye’nin bütünlüğü ve güvenliği için her zaman birlikte hareket etti. MHP lideri Sayın Devlet Bahçeli ve teşkilatlarının desteği, ülkemizin ilerleyişi açısından çok değerlidir. Bu ülkenin bir vatandaşı olarak, zor zamanlarda halkın yanında olan, afetlerde yaraları saran, darbe girişiminde halkı ile birlikte meydanlara çıkan Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a ve Cumhur İttifakı’nın değerli temsilcilerine teşekkür ediyorum. Türkiye, Cumhur İttifakı ile daha güçlü bir ülke haline geldi. Bu birlik ve beraberlik, ülkemizin ilerleyişi için büyük bir güven kaynağı olarak yanımızda olmaya devam edecektir.
AK Parti’nin, özellikle Sayın Recep Tayyip Erdoğan yönetiminde ülkemizin bağımsızlığı, uluslararası arenada güçlü bir devlet olması ve huzur, güvenlik ve refah ortamını sağlaması açısından hayati bir öneme sahip olduğuna inanıyorum. Partinin bu tarihi misyonu sürdürmesi, halkın beklentilerine ve ülkemizin menfaatlerine duyarlı bir yaklaşımla hareket etmesine bağlıdır.
Ancak, bu başarının sürdürülebilir olması için AK Parti’nin yeniden eski ruhuna dönmesi, halkla iç içe, halkın sesine kulak veren bir yapıya kavuşması gerekmektedir. İllerdeki teşkilatlar, milletvekilleri ve yetkililer, yalnızca kendi çevreleri veya akrabalarının çıkarları doğrultusunda değil, halkın ve ülkenin menfaatleri doğrultusunda çalışmalıdır. AK Parti, kurucu ilkeleriyle uyumlu olarak halkın güvenini ve desteğini yeniden kazanmak için bu yönde adımlar atmalıdır.
Abdurrahim Solmaz
Genel Yayın Yönetmeni

