Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Unutulan Filistin Gazze ve çocuklar

Filistin, yıllardır süregelen zulmün en ağır izlerini taşıyan bir toprak

Filistin, yıllardır süregelen zulmün en ağır izlerini taşıyan bir toprak parçası. Gazze’de, her gün çocuklar, bebekler, hamile kadınlar ve masum siviller zalimce şehit ediliyor. Ancak bu vahşet, dünya gündeminde yeterince yer bulamıyor. Filistin’de yaşanan zulmün ve insani dramın unutulması, özellikle İslam düşmanlarının ve Yahudi lobilerinin istediği bir sonuç. Ne yazık ki, İslam dünyası da bu zulüm karşısında gereken tepkiyi vermekte yetersiz kalıyor.

Bu acı tablo karşısında biz Müslümanlar, musibetlerden ders almıyor, ancak başımız taşa değdiğinde farkına varıyoruz. Tıpkı Suriye’de yaşananlar gibi. Suriye’deki zulüm karşısında milyonlarca Suriyeli, ülkelerinden kaçarak başka topraklara sığınmak zorunda kaldı. Türkiye, Suriyeli muhacirlere ensarlık yaptı, onlara kucak açtı. Ancak yarın aynı durum bizim başımıza gelse, kim bize ensarlık yapacak? Müslümanlar, bu gerçekleri görmezden geldikçe, hem kendi davalarını kaybediyor hem de zulme karşı sessiz kalarak İslam’ın adalet ve merhamet mesajını unutuyor.

Filistin ve Gazze’deki Zulüm

Gazze’de çocuklar oyun oynarken, bebekler uyurken, hamile kadınlar gelecek hayalleri kurarken, bir bombanın sesiyle bu hayaller paramparça oluyor. İsrail, yıllardır Filistin halkına karşı sürdürdüğü bu zulmü, Batı’nın desteği ve dünyanın sessizliği sayesinde sürdürüyor. Ne yazık ki bu sessizlik, en çok İslam dünyasının içinde yankılanıyor. Müslüman ülkeler, kendi iç hesaplaşmaları ve siyasi çıkarları uğruna Filistin’e gereken desteği vermekten kaçınıyor.

Bugün Filistin’de yaşanan zulmü dünya sessizlikle izliyor. Gazze’de masum siviller hedef alınıyor, çocuklar şehit ediliyor ve evler yıkılıyor. Filistin halkı, topraklarını koruma mücadelesi verirken, biz Müslümanlar bu acıyı izlemekle yetiniyoruz. Halbuki bu zulüm sadece Filistin’in değil, tüm Müslümanların ortak davasıdır. Ancak ne yazık ki bizler, bu musibetlerden ders almayarak, sadece başımıza geldiğinde harekete geçiyoruz.

Suriye ve Ensarlık

Suriye’de yaşanan savaş ve ardından milyonlarca insanın yerinden edilmesi, bize Müslüman dünyasının nasıl bir sınavdan geçtiğini gösterdi. Türkiye, Suriyeli muhacirlere ensarlık yaptı ve onları topraklarına kabul etti. Ancak bu büyük sorumluluğun ağırlığı hâlâ devam ediyor. Yarın bizim başımıza aynı felaketler gelse, bize kim sahip çıkacak? Hangi İslam ülkesi, bizlere ensarlık yapacak?

İslam dünyası, bu tür durumlar karşısında dayanışma içinde olmak zorundadır. Filistin’de, Suriye’de, Yemen’de ve diğer mazlum coğrafyalarda yaşanan zulümler, tüm İslam ümmetinin sınavıdır. Müslümanlar olarak birbirimize sahip çıkmalı, mazlumların yanında durmalı ve zalimlere karşı birlikte hareket etmeliyiz. Ancak ne yazık ki, İslam ülkelerinin büyük bir kısmı, siyasi çıkarları uğruna bu tür felaketlere karşı sessiz kalıyor.

İslam Ülkelerinin Sessizliği

Bugün, petrol zengini Müslüman ülkeler, Filistin davasına sessiz kalıyor. Kendi zenginliklerini koruma ve Batı ile ilişkilerini sürdürme adına, Filistin’deki zulme göz yummayı tercih ediyorlar. İsrail’le normalleşme anlaşmaları yapan bu ülkeler, kendi çıkarlarını ümmetin çıkarlarının önüne koyuyor. Bu durum, İslam dünyasının onurunu zedelemekle kalmıyor, zalimlere karşı güçlü bir duruş sergileyemeyen bir ümmetin acizliğini gözler önüne seriyor.

Müslüman ülkeler, Filistin meselesinde sessiz kaldıkça, İslam’ın adalet ve merhamet ilkelerine de sırt dönmüş oluyorlar. Kudüs gibi kutsal bir şehir, Filistin toprakları içinde kan ağlarken, biz Müslümanlar bu acıya göz yummayı nasıl sürdürebiliriz? Filistin, İslam dünyasının kalbidir. Orada yaşanan zulüm, hepimizin yüreğinde hissetmesi gereken bir yara olmalıdır.

Allah’ın Müjdesi ve Müslümanların Sorumluluğu

Biz Müslümanlar, Allah’ın yardımına muhtaç olduğumuz her an, O’nun vaat ettiği yardımı hatırlamalıyız. Kur’an-ı Kerim’de Allah, Müslümanlara yardım edeceğini açık bir şekilde vaat etmiştir. Nitekim Enfal Suresi 46. ayette Allah şöyle buyurur:

Allah’a ve Resûlü’ne itaat edin ve birbirinizle çekişmeyin; sonra korkuya kapılırsınız ve kuvvetiniz elden gider. Sabredin! Şüphesiz Allah, sabredenlerle beraberdir.”

Bu ayet, Müslümanların birbirleriyle çekişmemesi gerektiğini, birlik ve sabır içinde hareket etmeleri gerektiğini açıkça belirtir. Ancak bugün İslam dünyasına baktığımızda, bu ayetin gerektirdiği şartların çok uzağında olduğumuzu görüyoruz. Müslüman ülkeler, birbirleriyle çekişiyor, kendi siyasi çıkarlarını ümmetin çıkarlarının önüne koyuyor. Bu nedenle güçsüz düşüyor ve zalimlere karşı birlik içinde hareket edemiyoruz.

Allah’ın yardımı, ancak sabreden ve birlik içinde hareket eden Müslümanlaradır. Bizler ise ne sabrımızı koruyabiliyoruz ne de birlik olabiliyoruz. Filistin meselesi, tüm İslam dünyasının bir sınavıdır. Bu sınavda başarılı olmanın yolu, zalime karşı birlikte hareket etmek ve mazlumun yanında durmaktan geçer.

Uyanış ve Birlik

Filistin’e yapılan zulüm, İslam dünyasının adalet ve vicdan sınavıdır. Biz Müslümanlar olarak, bu zulme karşı sessiz kaldıkça, aslında kendi onurumuzu ve inancımızı da kaybetme riskiyle karşı karşıya kalıyoruz. Filistin, sadece bir coğrafyanın değil, tüm ümmetin davasıdır. Bu davaya sahip çıkmadığımız sürece, zalimlerin eli güçlenecek, bizler ise zayıf ve dağınık bir ümmet olarak kalacağız.

Filistin’in, Gazze’nin ve diğer mazlum coğrafyaların sesi olmalı, İslam ülkeleri olarak birlik içinde hareket etmeliyiz. Sessiz kaldığımız her gün, zalimlere cesaret veriyoruz. Ancak Allah’ın yardımı, birlik ve sabır içinde hareket eden Müslümanlara olacaktır. Bizler, Filistin’i unutmamalı, bu davayı dünya gündeminde tutmak için elimizden geleni yapmalıyız. Allah’ın yardımı yakındır; bu yardım, O’nun yolunda yürüyen, adaleti gözeten ve sabırla direnen Müslümanlar içindir. Allah bizleri içinde bulunduğumuz gaflet uykusundan uyandırsın. Amin Abdurrahim Solmaz Genel Yayın Yönetmeni