Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Kronik Yorgunluk Ve Unutkanlığın Altında Folat Eksikliği Yatabilir

Geçmeyen halsizlik, sürekli baş ağrısı, zihinsel bulanıklık ve odaklanma sorunlarının

Geçmeyen halsizlik, sürekli baş ağrısı, zihinsel bulanıklık ve odaklanma sorunlarının kaynağı yalnızca günlük stres veya uykusuzluk olmayabilir. İnsan vücudunun doğal yollarla sentezleyemediği folat vitamininin eksikliği, birçok sağlık sorununa zemin hazırlıyor. Medicana Ataköy Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Uzm. Dyt. Ayça Sena Yılmaz, folat dengesinin korunması ve uzun süreli yorgunluk belirtilerinde beslenme düzeninin gözden geçirilmesi gerektiği konusunda uyarılarda bulundu.

Hücresel Yenilenme Ve Kan Yapımındaki Kritik Rolü

Folatın hücresel faaliyetler için yaşamsal bir bileşen olduğunu belirten Uzm. Dyt. Ayça Sena Yılmaz, şu bilgileri paylaştı:

“Folat aynı zamanda dokulara oksijen taşıyan kırmızı kan hücrelerinin üretimine katkı sağlar. Vücut folatı kendisi üretemediği için bu vitaminin besinlerle alınması gerekiyor. Koyu yeşil yapraklı sebzeler, ıspanak, lahana, brokoli, baklagiller, bezelye, kuruyemişler ve turunçgiller folat açısından zengin besinler arasında yer alır. Zenginleştirilmiş ekmek ve tahıl ürünlerinde ise folik asit adı verilen sentetik B9 vitamini bulunabilir.”

Yetersiz Alım Megaloblastik Anemi Riskini Doğuruyor

Folat düzeyinin düşmesiyle birlikte kanda oksijen taşınmasının aksadığını dile getiren Uzm. Dyt. Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu durumda kişide belirgin yorgunluk, halsizlik, nefes darlığı, baş ağrısı ve iştahsızlık gibi şikâyetler ortaya çıkabiliyor. Folat eksikliğinde ağız içinde yaralar, dilde kızarıklık ve hassasiyet, çarpıntı, unutkanlık, dikkat dağınıklığı ve “beyin sisi” olarak tanımlanan zihinsel bulanıklık da görülebiliyor. Folat eksikliğinde görülebilen belirtiler, günlük yaşamda stres veya yoğunlukla ilişkilendirilebildiği için gözden kaçabilir. Özellikle uzun süren yorgunluk ve kansızlık belirtilerinde kişinin beslenme alışkanlıkları değerlendirilmeli ve gerekli durumlarda kan değerleri kontrol edilmelidir.”

Hamilelik Planlaması Ve Üreme Sağlığı Açısından Önemi

Bileşenin sadece anne adayları için değil üreme sağlığı bütününde etkili olduğunu vurgulayan Uzm. Dyt. Yılmaz, şunları aktardı:

“Gebelikten önce ve gebeliğin erken dönemlerinde yeterli folik asit alınması, bebeğin beyin ve omuriliğinin geliştiği nöral tüpün sağlıklı oluşmasına katkı sağlıyor. Yetersiz folik asit alımı, spina bifida ve anensefali gibi nöral tüp defektleriyle ilişkilendiriliyor. Bu nedenle gebelik planlayan kadınların folik asit gereksinimlerini doktor ve diyetisyen önerisi doğrultusunda değerlendirmeleri önem taşıyor. Folat yalnızca gebelik döneminde kadınlar için önemli değil. Erkeklerde de sperm üretiminde rol oynuyor. Yeterli folat düzeyinin sperm hücrelerinin DNA bütünlüğünün korunmasına katkı sağladığı, düşük folat düzeylerinin ise sperm kalitesi ve hareketliliği açısından olumsuz sonuçlarla ilişkilendirilebildiği belirtiliyor.”

Risk Grupları Ve Tüketilmesi Gereken Temel Besinler

Ağır periyotlar geçiren kadınlar ile ileri yaş grubundaki bireylerin daha hassas davranması gerektiğini aktaran Uzm. Dyt. Ayça Sena Yılmaz, şu ifadeleri kaydetti:

“Folat ise kırmızı kan hücrelerinin üretiminde görev aldığı için bu kişilerde yeterli ve dengeli beslenmenin önemi daha da artıyor. İleri yaşlarda da yetersiz ve dengesiz beslenme, bazı vitamin ve mineral eksikliklerinin görülme riskini artırabiliyor. Alkol tüketimi de folatın emilimini ve vücutta kullanılmasını olumsuz etkileyebiliyor. Bu nedenle özellikle ileri yaştaki bireylerde, uzun süren halsizlik, unutkanlık veya iştahsızlık gibi belirtiler yalnızca yaşlanmanın doğal sonucu olarak değerlendirilmemeli. Folat eksikliğinden korunmanın en önemli yollarından biri çeşitli ve dengeli bir beslenme düzenidir. Ancak vitamin takviyeleri gelişigüzel kullanılmamalı, kişinin beslenme durumu ve kan değerleri değerlendirilerek uzman önerisiyle planlanmalıdır.”

Doğru gıda seçimleri hakkında tavsiyelerde bulunan Yılmaz, besin kaynaklarını şu şekilde sıraladı:

“Ispanak, pazı, roka, semizotu folattan zengindir. Çiğ veya buharda kısa süre pişirilmiş olarak tüketildiğinde folat miktarı korunur. Bunun yanında kuşkonmaz, brokoli folatın yanı sıra lif ve C vitamini içerir; buharda pişirme folat kaybını azaltır. Portakal ve avokado da folat eksikliğine iyi gelir. Orta boy avokado yaklaşık 121 mcg DFE, portakal ise 29 mcg DFE sağlar. Yeşil ya da kırmızı mercimek, nohut, kuru fasulye, börülce protein, lif ve folat açısından zengin kaynaklardır. Ayrıca yfıstığı, ay çekirdeği: 30 gram yer fıstığı yaklaşık 64 mcg DFE sağlar. Fındık da folat ile birlikte sağlıklı yağlar ve E vitamini sunar.”

Bilinçsiz Takviye Kullanımı Başka Sorunları Gizleyebilir

Gelişigüzel destek ürünü kullanımının sakıncalarına dikkat çeken Yılmaz, sözlerini şöyle tamamladı:

“Özellikle yüksek doz folik asit kullanımının bazı durumlarda istenmeyen etkilere yol açabileceği ve B12 eksikliğinin belirti ve bulgularını maskeleyebileceği unutulmamalıdır. Sürekli yorgunluk, baş ağrısı, nefes darlığı, unutkanlık, konsantrasyon güçlüğü veya ağız yaraları gibi şikâyetleri bulunan kişilerin kendi kendine vitamin takviyesi başlamak yerine bir sağlık profesyoneline başvurmaları ve gerekli değerlendirmeleri yaptırmaları gerekir.”