Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

MUSLUKTAN AKAN SADECE SU MU?

  Geçtiğimiz günlerde ekmek israfı üzerine bir yazı kaleme almıştım.

 

Geçtiğimiz günlerde ekmek israfı üzerine bir yazı kaleme almıştım.
Yazının ardından bir arkadaşımdan gelen kısa ama önemli bir mesaj dikkatimi çekti.

“Ekmek doğru… Ama bir de mutfakta boşa akan suyu yaz.”

Aslında uzun zamandır zihnimin bir köşesinde duran bir konuydu bu. Çünkü bazı israf türleri vardır, göze çarpar. Bazıları ise sessizce hayatımızın içinden akıp gider.

Ekmek çöpte görünür. Su ise görünmeden eksilir.

Bir ekmeğin çöp konteynerinde görülmesi hepimizi rahatsız eder. Çünkü görüntüsü ağırdır. İsraf gözümüzün önündedir. Ama aynı hassasiyeti musluktan dakikalarca boşa akan su için gösterebiliyor muyuz?

İşte soru bu?

Mutfak dediğimiz yer sadece yemek yapılan bir alan değil. Evin emeğinin, bereketinin ve yaşam ritminin merkezidir. Fakat aynı zamanda fark edilmeden en fazla tüketimin yaşandığı alanlardan biridir.

Bulaşık yıkarken açık bırakılan musluk… Sebze ve meyvelerin sürekli akan suyun altında yıkanması… “Birazdan lazım olur” diye boş yere akıtılan su…

Bunların her biri tek başına küçük görünür. Ama milyonlarca evde tekrarlandığında büyük bir kayba dönüşür.
Üstelik suyun telafisi ekmek kadar kolay değil.

Çünkü su üretilemiyor. Sadece korunabiliyor.

Bugün musluğu açtığımızda suyun akıyor olması, onun sonsuz olduğu anlamına gelmiyor. Barajların doluluk oranları düşüyor, yeraltı kaynakları azalıyor, iklim değişiyor. Kuraklık artık sadece televizyon haberlerinde gördüğümüz uzak bir sorun değil. Kapımıza kadar gelen gerçek bir tehlike.

Maksat suçlu aramak değil. Bilinç oluşturmak.

Ev içinde suyun en yoğun kullanıldığı alan mutfak olduğu için farkındalık da doğal olarak burada başlamalı. Bu bir eleştiri değil, tam tersine çözümün merkezini doğru yerde aramak demektir.

Oysa alınacak önlemler çok basit.

Bulaşık yıkarken musluğu sürekli açık bırakmamak… Sebze ve meyveyi bir kapta yıkamak… Bulaşık makinesini tam dolmadan çalıştırmamak… İş bittiği anda musluğu kapatmak…

Belki küçük alışkanlıklar gibi görünüyor. Ama toplumları değiştiren şeyler zaten küçük alışkanlıklardır.

Bugün dünyanın birçok yerinde insanlar bir damla suya ulaşmak için kilometrelerce yol yürürken, bizim elimizdeki nimetin kıymetini yeterince biliyor muyuz?

Ekmek nasıl nimetse, su da nimettir.

Birini çöpe atmak ne kadar vicdanı yaralıyorsa, diğerini boşa akıtmak da aynı derecede ağırdır.

Çünkü musluktan akıp giden sadece su değildir. Gelecektir. Bereketidir. Çocuklarımızın hakkıdır.